Devletin kontrolünde olan bir alışveriş kanalına ihtiyacımız var

1149

Talip Bayram // Gazeteci, Yazar, Gastronomi alanında danışman, Milliyet Favori Lezzetler, Analiz, Diriliş Postası Yazarı

Röportaj – Nilüfer Tuba Akman

TÜRKİYE’DE GIDA SEKTÖRÜNÜN GÜNCEL DURUMUNU DEĞERLENDİRİR MİSİNİZ?

Ülkemizde gıda sektörü genel olarak iyi durumda. Gıda güvenliğini önemseyen çok iyi markalarımız var. Ayrıca memleketimizde çok şükür, her türlü gıda ürünü var. Her türlü sebze ile meyve yetişiyor. Hatta avokado, kivi dahi yetiştirmeye başladık.  Dünyanın birçok yerine gıda ürünleri ihracatımız var.  Ülke ihracatının %13’ünü tarım ürünleri, Gıda Sektörü oluşturuyor.

2018 2019 Değişim    (’19/’18) Pay(18)  (%)
22.623.982 23.394.512 3,4 13,0

“Genetiği üzerinde oynanmış gıda ürünleri Ülkemde dolaşıyor”

Ancak tüm bunlara rağmen, yiyecek ile içecek kaynaklı hastalıkların daha çok sık görülmeye başlaması ürkütüyor. Ayrıca gıdalar üzerinde, izin verilen seviyelerin üstünde bulunan mikrobiyolojik tehlikeler ve belki de en önemlisi, gıda ürünlerinde, yönetmeliğin izin verdiği sınırın üstünde görülen gıda katkı maddeleri sağlığımız için ciddi tehdit oluşturuyor. Bunlarla beraber, genetiği üzerinde oynanmış gıda ürünlerinin Ülkemde dolaştığı konusunda aldığım duyumlar rahatsızlık veriyor. Bu konuda millet olarak duyarlı olmak zorundayız. Gıda sektörü bu konulara artık önem vermek zorundadır; önlemlerini alıp, bu önlemleri açık ve seçik şekilde halka anlatmalıdır. Özellikle dürüst gıda firmaları bu konuda daha duyarlı olmalıdır ve paneller düzenleyerek yanlışları halka anlatmalıdır.

“Yanlış yapan firmalar ivedilikle afişe ediliyor”

Örneğin; geçtiğimiz günlerde, Güvenilir Ürün Platformu bu konuda çok önemli bir çalıştaya imza attı. Ekonomi Gazeteciler Derneği Başkanı Celal Toprak’ın moderatörlüğünü gerçekleştirdiği Güvenilir Ürün Platformu çalıştayında; Aroma Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mahmut Atom Duruk, Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, Muratbey Peynirleri Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol ve Bereket Döner CEO’su M. Nezif Emek görüşlerini aktardı. İcra kurulu başkanlığını yürüttüğüm ve çok önemli çalışmalara imza atan Güvenilir Ürün Platformunu, vatandaşlarımızın takip etmesini öneririm. Diğer yandan, küresel ısınmanın Ülkemizdeki olumsuz etkisi yediğimiz gıdaya yansımaktadır ve bu durum çocuklarımızın geleceğini de etkileyecektir. Gıda ve özellikle bakliyat konusunda, kendi kendimize yeten bir Ülke olmak zorundayız. Yurtdışından getirilen gıda ürünleri keyfiyete bırakılmamalı. Bu kapsamda, Ülkemizde kamu otoritesinin sıkı bir denetleme yaptığını söyleyebilirim. Yanlış yapan firmalar ivedilikle afişe ediliyor.

Özetle Gıda, toplum sağlığı açısından milletçe üzerinde çok ciddi durulması gereken konularımızın başında gelmektedir. Gıda sektörü de bu açıdan çok önemli olup, kendi başına kesinlikle bırakılmamalıdır. Bir taraftan kamu, diğer taraftan STK’lar ve tüketici bu sektörde yanlış yapılmaması adına elbirliğiyle çalışmalıdır. Aksi halde yediklerinden zehirlenen ve hatta ölen vatandaşlarımızı görmek zorunda kalabiliriz.

“Asitli içeceklerden de uzak durulmalı”

GIDA ALIŞVERİŞLERİNDE BİLİNÇLİ TÜKETİCİ VE ÜRETİCİ NELERE, NEDEN DİKKAT ETMELİ?

Bilinçli tüketici, paketlenmiş ürünleri satın almalıdır. Paketli ürünleri alırken de üretim tarihlerini ve son kullanma tarihlerini mutlaka kontrol etmelidir. Tüketici, markasız ve ucuz ürünlerden özellikle kaçınmalıdır. Satın aldığı ürünlerin içeriğine, etiketine mutlaka bakmalıdır. Satın alınan gıdanın hangi koşullarda muhafaza edilmesi gerektiğini de bilmelidir. Mesela kuru bakliyat, cam kavanozlara değil de bez torbalara konulmalıdır. Açıkta satılan, markasız ve içinde ne olduğu belli olmayan gıda ürünleri tehlike saçmaktadır. Hele son günlerde, el teması olan ürünlerden virüs nedeniyle kesinlikle kaçınılmalıdır.

Tüketici, paketlenmiş ürünlerin yanı sıra işlenmiş gıda ürünlerine de dikkat etmelidir. Öncelikle sağlıklı gıda ürünü ile güvenilir gıda ürününü birbirinden ayırt etmek gerekir. Örnek olarak; asitli içecekler, cips ve benzeri ürünler güvenlidir, bu tartışılmaz ancak bu tarz ürünlerin sağlıklı ve besleyici olduklarını düşünmüyorum. Asitli içeceklerden de uzak durulmalıdır. Dolayısıyla, üretiminden market raflarına kadar, eğer son kullanma tarihleri geçmemişse; bu ürünlerin gıda yönetmeliğine göre üretildiğini aktarabiliriz ve güvenli olduklarını belirtebiliriz fakat sağlıklı olup olmadıklarının tartışılması gerekir.

Bilinçli üretici ise, tüketici haklarına saygı göstermelidir ve bu konuda duyarlı olmalıdır. Fazla kazanç elde etme hırsı yüzünden üreticiler, tüketicilerin sağlığını riske atmamalıdır. Üretici, güvenilir ürün üretmekle birlikte sağlıklı ürünlere yönelmelidir. Toplum sağlığını ilgilendiren konularda adım atmalıdır ve tüketici dernekleri ile hareket etmelidir. Üretici, ürettiği ürünün arkasında durmalıdır. Üretici, problem yaşayan tüketicinin mağduriyetini ivedilikle gidermelidir. Kamu ile hareket etmesi gereken üretici, yeni mevzuatlara göre üretimi sürekli yenilemelidir. Üretici, Dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmeli, ürettiği gıdalarla insan vücudunun bağışıklık sistemine katkıda bulunmayı amaçlamalıdır.

“Halkın zor zamanlarında sahtekarlıklar yapanlar, gıda ürünlerinde yapmazlar mı?”

TÜKETİCİLERİN GIDA ÜRÜNLERİ İLE İLGİLİ BİLGİ DÜZEYLERİ VE SAĞLIK RİSKLERİNE KARŞI TUTUMLARI NELER?

Tüketicilerin gıda ürünleri ile ilgili bilgi seviyelerini yeterli bulmuyorum. Tüketicinin edinmesi gereken eğitimi ve bilgilendirmeyi tüketici dernekleri en iyi şekilde gerçekleştirmektedir. “Tüm Dünyada dolandırıcılık aldı başını gidiyor, sahtekârlıklar diz boyu… En son, korona virüs olayında bile maske ve kolonya karaborsaya düştü; sahte ürünler tezgâhlarda yer alıyor. Halkın zor zamanlarında sahtekarlıklar yapanlar, gıda ürünlerinde yapmazlar mı? Tüketici ne yapsın? Bazen yetkililer bile çaresiz kalıyor. Halkın sağlığını hiçe sayan üreticiler geçmişte de vardı, şimdi de var ve gelecekte de olacak” Önemli olan kendimizi bu tür dolandırıcılara karşı korumaktır. Dolayısıyla tüketiciler bu tür durumlara karşı kendi sağlıklarını koruma altına almalıdır. Ucuz ürünlere yönelen tüketici, bu tarz ürünlerin kendisine verecek zararı tahmin edemiyor. Tüketici bu yönelimi kısa vadeli bir kazanç gibi görse de sonrasında tedavi masrafı tüketicinin cebinden çıkıyor. 3-5 TL’ye satılan dönerden ve ucuz satışı yapılan diğer yiyeceklerden fayda ve sağlıklı beslenme beklemek mümkün müdür? Ancak her sokak başında bu dükkânlar mevcut. Toplumu bu konuda bilinçlendirmek gerektiğini düşünüyorum.

“Akşamdan kalan tavuk dönerini ertesi gün satan dükkânlar var”

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, her yıl gıda zehirlenmesinden mağdur olan yaklaşık 5 milyon kişinin sadece küçük bir azınlığı doktora başvurmaktadır. Zehirlenme nedenini tespit etmek için, her yıl 100.000’e varan olaylar test edilmektedir. Gıda zehirlenmesinin nedeni bakteriler, parazitler ya da virüslerle kirlenmiş yiyecek veya içecek maddelerinin tüketilmesidir. Örnek olarak, tavuk zehirlenmelerini verebiliriz. Akşamdan kalan tavuk dönerini ertesi gün satan dükkânlar var. Tabii bunların birçoğu markasız. Belirli bir denetlemeye tabi tutulan zincir restoranlarda böyle şeylerin olacağını sanmıyorum. Halkımız bu türden riskleri bilmiyor, belki doktora da gitmiyor. Vücutta biriken bu zehirler, ufak bir virüs karşısında patlak veriyor. Binlerce insan ölüyor, nedeni ise bağışıklık sistemimizin zayıf olmasıdır. Halbuki sağlıklı beslenilse, vücut direnç kazanır ve korona dahil birçok virüs vücudumuza bir şey yapamaz.

“Tüketici, raflardan satın aldığı ürünü kontrol etmiyor”

GIDA KANUNUNDA, TÜKETİCİ HAKLARI SİZCE YETERİNCE KORUNABİLİYOR MU? EKSİKLER NELER?

Gıda konusunda kanunlarımız yeterince var. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun tüketicinin haklarını yeterince koruyor. Bu kanunun amacı, “Kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.” Ancak vatandaş bunu yeterince bilmiyor. Bu hakların bilinmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilmelidir. Bana kalırsa en önemli eksik, raflardan satın alınan ürünün tüketici tarafından kontrolünün yapılmamasıdır. Tüketici, cep telefonuna indirdiği bir program vasıtasıyla paketlenmiş gıda ürünlerinin gerçek üretim tarihini ve benzeri bilgilerini görebilirse ve de detaylı şekilde kontrol ederse, kendini güvende hissedecektir.

GÜVENLİ GIDAYA ULAŞABİLMEK İÇİN TÜKETİCİLERE, FİRMALARA VE ÖZELLİKLE DEVLETE DÜŞEN GÖREVLER NELER? GIDA GÜVENLİĞİ AÇISINDAN, NE GİBİ TEDBİRLER ALINMALI?

Güvenli gıdaya ulaşmak isteyen tüketici öncelikle; haklarını bilmelidir, güvendiği yerlerden alışverişini yapmalıdır ve paketli ürünleri tercih etmelidir. Firmalar ise öncelikle elde edeceği parayı değil de toplumun sağlığını düşünmelidir, sürdürebilir marka olmayı hedeflemelidir ve kısa vadede değil, uzun vadede kar edinmeyi amaçlamalıdır. Devlet de tüketici ile firmalar arasında güvenli bir köprü oluşturmalıdır. Hatta, “Güvenli bir yol” da diyebiliriz. Bariyerli, korunaklı, tedbirli ve dışardan müdahalelerin olmadığı bu güvenli yolu, tüketici ve güvenli markalar rahatlıkla kullanacaktır. Devlet de bu yolun ‘güvenliğini’ sağlamalıdır. Sahtekârların, dolandırıcıların giremeyeceği bu yol sayesinde, tüketicinin de başka yollar aramasına gerek kalmayacaktır. Daha anlaşılması için, bu yolu temsili olarak anlattım… Güvenli yolu, kuralları belli olan ve şartlar dahilinde güvenliği sağlanmış; Devletin kontrolünde olan bir alışveriş kanalı gibi düşünebiliriz.

“Üretici firmalar farklı birçok katkı maddesini üretimdeki ürüne istediği gibi eklerse, toplum sağlığı ciddi tehlikeye girer”

ÖZELLİKLE TÜKETİCİ HAKLARINI İLGİLENDİREN VE EN ÇOK TARTIŞILAN KONULARDAN BİRİ DE HER GÜN TÜKETTİĞİMİZ HAZIR YİYECEK ÜRÜNLERİNDE BULUNAN KATKI MADDELERİ… BU TARZ MADDELERİN ÜRETİMİ VE TÜKETİMİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZ NELER?

Öncelikle, gıda katkı maddelerinin ne demek olduğunu detaylandırmamız gerekir. Gıda katkı maddeleri Türk Gıda Kodeksi Mevzuatında “Tek başına gıda olarak tüketilmeyen, gıda hammaddesi ve/veya yardımcı maddesi olarak kullanılmayan, tek başına besleyici değeri olan veya olmayan; seçilen teknoloji gereği kullanılan işlem sırasında kalıntı veya türevleri mamul maddede bulunabilen bir maddelerdir. Ayrıca gıdanın hazırlanması, tasnifi, işlenmesi, ambalajlanması, taşınması, depolanması ve dağıtımı sırasında gıda maddesinin tat, koku, görünüş, yapı ve diğer niteliklerini korumak, düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak amacıyla kullanılmasına izin verilen maddeler” olarak ifade edilmektedir.

Gıdalarda, gıda katkı maddelerinde ve gıda enzimlerinde kullanılan gıda katkı maddelerinin fonksiyonel sınıfları, 27 maddeden oluşmaktadır. Örneklendirmek amacı ile ilk üç maddeyi ele alabiliriz.

1. Tatlandırıcılar: Sofralık tatlandırıcılarda veya gıdalarda tatlı tat vermek amacıyla kullanılan maddeler….

2. Renklendiriciler: Gıdalara renk veren veya rengini geri kazandıran, gıdaların doğal bileşenlerini ve genel olarak olduğu gibi gıda olarak tüketilmeyen doğal kaynakları içeren ve genellikle gıdanın karakteristik bir bileşeni olarak kullanılmayan maddeler ve ayrıca; Gıda maddelerinden ve diğer yenilebilir doğal kaynaklardan fiziksel ve/veya kimyasal ekstraksiyonla elde edilen diğer besleyici veya aromatik bileşenleri içermeyecek şekilde pigmentlerin selektif ekstraksiyonuyla oluşturulan preparatlar….

3. Koruyucular: Gıdaları, mikroorganizmaların sebep olduğu bozulmalara ve/veya patojen mikroorganizmaların gelişmelerine karşı koruyarak raf ömürlerinin uzatılmasını sağlayan maddeler….

Bu konuda yönetmelikte geçen ve teknik açıdan da olması gereken şekildeki açıklamaya yukarıda yer verdik. Bu katkı maddeleri üretim aşamasında, bir gıda için belki gereklidir. Bunu tam olarak bilemiyorum, üreten firmalar daha iyi biliyor. Hatta bizim için çok faydalı katkı maddeleri de olabilir. Ancak kendi bireysel kanaatim açısından, gıda maddelerinin içerisine konulan çeşitli katkı maddelerini çok doğru bulmuyorum. En azından içeriğini bilmediğimden böyle düşünüyorum. “Bana içeriği anlatılsa zararlı olmadığı söylense ve faydalarından bahsedilse, niye karşı olayım?” Ürün içeriğine, uzun raf ömrü sağlaması için konulan katkı maddelerine özellikle karşıyım. Ürünlerin bozulmasını önleyen maddeler belki de bizim sağlığımıza ciddi tehditler oluşturuyor. Bunlar bazen kimyasallar da olabiliyor. Bunu istemediğim halde, katkı maddelerini neden sevdiğim bir gıda maddesi ile alayım? “Sen bir firma olarak bunu gıda maddesine koymak istiyorsan, bu katkı maddelerinin adlarını küçük yazılarla olmayacak şekilde etiketine koy ve ne işe yaradığını açıkla. Zararlarından da bahset, klinik testlere tabi tut ve insana zararlı olmadığını ispat et ki; öyle bu ürünü kullananayım. Yoksa ürünün üzerinde, içeriği ne olduğu belli olmayacak şekilde bazı harflerle izah edilen bu katkı maddelerinin olduğu ürünleri bir tüketici olarak kullanmak istemiyorum” Bu tarz maddelerin üretimi çok sıkı kontrollere bağlı olmalıdır. Aksi halde üretici firmalar farklı birçok katkı maddesini üretimdeki ürüne istediği gibi eklerse, toplum sağlığı ciddi tehlikeye girer. Sağlığa zararlı katkı maddesi üreten bu firmalara caydırıcı büyük cezalar verilmelidir.

“Yeni nesil tavuklar konusunda, endişeleri gideren açıklamalar yapılması gerek”

TÜRKİYE’DE TAVUK ETİNİN GÜVENİLİR OLMADIĞI KONUSUNDA; TAVUKLARDA ARSENİK BULUNMASI, GDO İÇEREN YEM VERİLMESİ VE BENZERİ KONULARDA HABERLER VE TARTIŞMALAR MEVCUT. SAĞLIKLI DİYE YEDİĞİMİZ TAVUKLAR SAĞLIKSIZ MI YAPIYOR?

Tavuk konusu uzmanlık gerektiriyor. Bu konuda ciddi araştırma yapmış değilim, uzman da değilim ve bu konulara aslında fazla girmek istemem. Yine de kendi açımdan ele alacağım şekilde, birkaç konuyu aktarmak isterim… Köy tavukları eskiden vardı, pişmesi de birkaç saat alırdı, tüylerini annelerimiz tek tek koparırdı. Çok sağlıklı olduklarına ve bizi de iyi beslediklerine inanılırdı. Şimdi ise çabuk pişebilen, tüyleri sıcak suda kendiliğinden düşürülen ve GDO’lu yemlerle beslenilen tavukların var olduğu söyleniyor. Kamu otoritesinin ve de tavuk firmalarının yeni nesil tavuklar konusunda, endişeleri gideren açıklamalar yapması gerekiyor. Birçok tanıdık dostum var, tavuk hiç yemiyor. Kendim öyle değilimdir; güvendiğim 1-2 tavuk firması var ve sadece onlardan tavuk satın alıyorum. Özetle; bu tür söylemleri olan kişilerin, ispatlaması gereken iddiaları var. Ne bu iddiaları ortaya atan kişiler bu konuda ikna edici belgeler ortaya koyabiliyor, ne de bu tavuk firmaları kendileri aleyhinde ortaya atılan bu iddialara tam bir netlikle cevap verebiliyorlar. Bu konuda tüketicinin, inandırıcı belgeler ortaya koyan ve güvenilen markalardan tavuğunu almasını tavsiye ederim. Tüketici markasız ve ne olduğu belli olmayan tavukları kesinlikle almamalıdır.

“Ülkemizde Sucuk üretiminde E 620–625: Glutamik asit—glutamatlar E 626 – 635: Ribonükleotitler renklendiriciler yasaklanmıştır”

BİR MADDENİN, GIDADA KATKI OLARAK KULLANILMASINA İZİN VERİLMESİ İÇİN, HANGİ KRİTERLERİN KARŞILANMASI GEREKLİ?

Mevcut bilimsel kanıtlara dayalı olarak önerilen katkı maddesinin kullanım miktarı tüketici sağlığı açısından güvenlik riski doğurmuyorsa, ekonomik ve teknolojik açıdan uygulanabilir başka yöntemlerle gerçekleştirilemeyecekse, makul teknolojik bir ihtiyaç bulunuyorsa, kullanımı tüketiciyi yanıltmıyorsa ve çevresel faktörler de dahil olmak üzere, ilgili diğer mevzuat kurallarını sağlıyorsa, yönetmelikte belirtilen listelerdeki ürünlerde gıda katkı maddesi kullanılabilir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, ‘Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği’nde tüm bu bilgiler detaylı olarak mevcuttur. Burada detaylı bir şekilde, “Hangi katkı maddeleri vardır? Hangi gıda ürünlerinde hangi katkı maddelerine izin vardır? Ölçüsü nedir? Yasaklanan katkı maddeleri nedir?” ve benzeri konuların hepsi vardır. Bir örnek vermek gerekirse; “Ülkemizde Sucuk üretiminde E 620–625: Glutamik asit—glutamatlar E 626 – 635: Ribonükleotitler renklendiriciler yasaklanmıştır”

Gıda katkı maddelerinin bu Yönetmeliğin eklerinde yer alabilmesi için, tüketicilere yönelik avantajlarının ve yararlarının olması ve buna bağlı olarak aşağıdaki amaçların birini veya birden fazlasını karşılaması zorunludur:

1-Gıdanın besin değerini koruması,

2-Gıdanın doğasını, içeriğini veya kalitesini tüketiciyi yanıltacak şekilde değiştirmemek koşuluyla, kalitesinin ve stabilizesinin korunmasına katkı sağlaması veya organoleptik özelliklerini geliştirmesi,

3-Özel beslenme ihtiyaçları olan tüketici gruplarına yönelik olarak üretilen gıdalar için gerekli bileşenleri ve öğeleri sağlaması,

4-Gıda katkı maddelerinin, gıda enzimlerinin ve gıda aroma vericilerinin, gıdaların üretimi işlenmesi, hazırlanması, muamelesi, ambalajlanması, taşınması veya depolanmasında yardımcı olması. (İstenmeyen uygulama ve yöntemlerin etkilerini maskelemek amacıyla kullanılmaması koşuluyla)

“Spesifik bir ürün için araştırma yapmak isteyenler ilgili yönetmeliğe bakıp karar vermeliler”

KATKININ, GIDAYA EKLENMESİNE İZİN VERİLEN MAKSİMUM DÜZEYİ NASIL HESAPLANIR?

Gıda katkı maddelerinin gıdalarda kullanımı ve kullanım dozları, Türk gıda kodeksinin ilgili tebliğlerinde belirlenmiştir. Gıda katkı maddeleri bu tebliğe uygun şekilde kullanılır. İzin verilen katkı maddesi, izin verilen maddelerin gıdalarda bulunmasına izin verebilecek maksimum miktarları belirler. Bu konuda her ürün için katkı maddesi oranları farklıdır, bunun detaylı incelemelerini gıda mühendisleri yaparlar. Bizim burada bu oranları vermemiz mümkün değildir. Ancak uluslararası çalışmalardaki deneylerden elde edilen sonuçlara göre günlük alınabilecek miktar (ADI) insanın vücut ağırlığının kilogramı başına mg olarak belirlenir. Günlük maksimum alım = ADI x Vücut ağırlığı(kg) şeklindedir.

İZİN VERİLEN GIDA KATKILARIN KULLANILMASINDA, HANGİ KURALLARA UYULMASI ZORUNLUDUR?

Gıda katkı maddesinin eklenebileceği gıdalar, gıda katkı maddesinin hangi koşullar altında kullanılabileceği, doğrudan nihai son olan tüketiciye sunulan gıda katkı maddesinin satışındaki kısıtlamalar, izin verilen katkı maddelerin kuralları ve benzeri konuların hepsi ‘Gıdalarda kullanılmasına izin verilen gıda katkı maddelerinin listeleri ve kullanım koşulları’ başlığı adı altında ilgili yönetmelikte anlatılmaktadır. Bu çok uzun bir konudur. Spesifik bir ürün için araştırma yapmak isteyenler ilgili yönetmeliğe bakıp karar vermeliler.

GIDADA OLASI BOZUKLUKLAR KONUSUNDA, TÜKETİCİ NERELERE BAŞVURABİLİR?

Başına bir problem gelen tüketici; ‘İlgili tüketici hakem heyetine veya Kaymakamlıklara bizzat giderek elden, ilgili tüketici hakem heyetine posta yoluyla ve ilgili tüketici hakem heyetine elektronik ortamda e-Devlet kapısı üzerinden Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) aracılığıyla’ başvuru yapabilir. Tüketici dernekleri aracılığıyla hakkını arayabilir. Sosyal medya üzerinden de müracaatlar yapabilir.

“Anlaşılmayan ifadeler bizi üründen uzaklaştırmalı”

TÜKETİCİ AÇISINDAN, GIDA ÜRÜNLERİNDEKİ ETİKETİN ÖNEMİ NEDİR?

Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliğine göre, nihai son kullanıcı olan tüketiciye sunulması amaçlanan gıda katkı maddelerinin tek başına veya birbirleriyle ve/veya diğer gıda bileşenleriyle karıştırılarak satılması halinde, tüm bu bilgilerin dış ambalajlarının etiketinde yer alması lazımdır.

Etiket bir gıda ürününde en önemli şeydir. Barkodu onun ne zaman üretildiğini, etiketi de içinde neler olduğunu anlatır. Tüketici bunlara bakarak o ürünü satın almaktadır. Eğer etikette doğru bilgiler verilmiyorsa, sıkıntı temelde başlar. Tüketicilerin doğru bilgilendirilmesini sağlamak ve yanıltılmasını önlemek için, gıdaların etiketlenmesi çok önemlidir. Ayrıca kullanılan terimler ve ifadelere de mutlaka dikkat edilmelidir. “Anlaşılmayan ifadeler bizi üründen uzaklaştırmalı” şeklinde düşünüyorum. Katılan katkı maddelerinin mutlaka etiket üzerinde beyan zorunluluğu vardır. Etiket üzerindeki yazı karakteri yetersiz olmamalıdır ve yeterli boyutlardaki yazı karakteri yönetmelikte özellikle belirtilmektedir. Gıda etiketinin üzerindeki bilgiler gerçeği yansıtmalıdır. Tüketildiğinde bazı sağlık riskleri içeren katkı maddeleri kullanılmışsa etiketinde açıkça belirtilmelidir. (Örneğin; fenil ketonüri hastalığı olan kişilerin aspartam tatlandırıcısı içeren ürünleri kullanmaması gerekmektedir).

“Modifiye nişastalar mutlaka bitkisel orijini ile belirtilmelidir”

GIDA KATKILARININ ETİKETTE BİLDİRİMİ İÇİN HANGİ FORMATLAR KULLANILIR? 

Birinci öncelikli konu, Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği’nde gıda etiketlenmesinde, verilen bilgilerin doğru, açık ve tüketici için kolay anlaşılabilir olması vurgulanmaktadır. Gıda maddesinin üretiminde veya hazırlanmasında kullanılan ve değişmiş formu ile de olsa son üründe yer alan hammadde ve gıda katkı maddeleri etiket üzerinde üretim sırasında kullanıldıkları miktara göre azalan oranlarda belirtilmelidir. Kullanılan gıda katkı maddesi ve miktarının etiketlerdeki beyanlara ve mevzuata uygun olması gerekir. Gıda katkı maddeleri bu yönetmelikte yer alan sınıflamaya göre fonksiyonları ile adı veya EC kod numarası ile verilmelidir. Eğer kullanılan katkı maddelerinin birden fazla fonksiyonu var ise, söz konusu gıdadaki fonksiyonu ile belirtilmeli. Modifiye nişastalar mutlaka bitkisel orijini ile belirtilmelidir. Bir gıda bileşeni iki veya daha fazla bileşenden oluşuyorsa, son ürünün etiketinde içindekiler listesinde belirtilirken hemen yanına bir parantez açılmalıdır ve kendi bileşenleri azalan oranlarda belirtilmelidir. Bu bileşenin içinde yer alan ve son üründe teknolojik fonksiyonu olan katkı maddeleri mutlaka belirtilmelidir. Daha detaylı bilgi için Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği’ne bakmak gerekir.

“Liste yapmadan alışverişe çıkmam”

GIDA TÜKETİMİ KONUSUNDA, TÜKETİCİ OLARAK KENDİNİZ NASIL ÖNLEMLER ALIYORSUNUZ VE NELERE DİKKAT EDİYORSUNUZ? 

Ben de sonuçta tüketiciyim. Ciddi markalardan alışveriş yapmaya çalışırım. Güvendiğim markalar hep önceliğim olmuştur. Ekmeğimi sürekli olarak, evimin yakınında olan bildiğim fırından alırım. Bölgemde bulunan ve haftada 2 gün kurulan kaliteli pazar tezgâhlarına da ziyarette bulunurum. Satın aldığım ürünlerin mutlaka etiketlerine bakarım. Aceleci değilimdir. Damak zevkime inanırım. Aldığım bir ürünü tekrar alacaksam, kendime göre test ederim. Beğenmediğim üründen hemen vazgeçerim. Fazla ürün satın almam. Yeterince ürün alıp, taze kullanmayı severim. Genelde haftalık, Pazar alışverişi yaparım. Market alışverişi de yine haftalık olur. Liste yapmadan alışverişe çıkmam. Ancak bazen özel birkaç adet ürün için de markete gittiğim olur. Yöresel ürünlerden de zaman zaman evime gelir. Gemlik zeytini, Manisa Zeytinyağı, Pervari balı ve benzeri ürünleri damak tadıma uyduğundan satın alırım. Evde kendi yoğurdumuzu kendimiz yaparız.  Alışveriş yaparken, güvenilir ve sağlıklı olan ürünleri satın almaya çalışırım.