Tüketiciler elektrik faturalarından şikayetçi

57

Nihat Altay // Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı

Göçmenler, yangın ve sel felaketi derken son günlerde gündemi en çok meşgul eden konular arasında elektrik faturalarının yüksek gelmesinden dolayı tüketicilerden gelen şikayetler yer aldı. Telaffuz edilen elektrik fatura rakamlarının geçen ayların faturalarına göre yüzde 30 zamlı yansıtıldığı iddia ediliyor.

Öncelikle elektrik faturalarının yüksek geldiğine dair şikayetler üzerine Enerji Piyasası Denetleme Kurulu (EPDK) bir açıklama yaptı. EPDK, “Elektrik faturasını oluşturan kalemlerde, kurumumuz tarafından belirlenen oran dışında dağıtım bedeli ya da vergi oranlarında herhangi bir artış, gizli zam söz konusu değil,” açıklamasında bulundu.

Eğer zam yoksa faturaların neden yüksek geldiğinin denetlenmesi noktasında EPDK gereğini yapmalıdır. Konu ile alakalı görüştüğümüz enerji uzmanları, ”lisans sahibi elektrik şirketleri zam yapamaz, faturada yer alması gereken bilgiler standarttır. Ancak bu faturaların ne kadar denetlendiği konusu büyük bir soru işaretidir. Elektrik şirketlerinin bir zam talebi olduğunu sektördeki herkes biliyor. Lisans sahibi elektrik şirketleri yatırım bütçelerini sunar ve bu bütçelerin onayı sonrasında da elektrik fiyatları EPDK tarafından belirlenir. Ancak maliyetlerin neden yüksek olduğu sorusunu sormak sureti ile eleştiri yapılması daha doğru olacaktır. Özelleştirme ile rekabet oluşacak ve tüketici daha ucuza elektrik kullanacaktı. Ancak hükümete yakın şirketlerin ilişkilerini kullanmak sureti ile gelirlerini arttırdığı yönünde işaretleri görebiliyoruz,” şeklinde açıklama yaptılar.

Açıklamalardan anlaşıldığı üzere dağıtım şirketlerinin zam yapma konusunda herhangi bir inisiyatiflerinin olmadığı, zam için EPDK ve bakanlığın onayı gerektiği anlaşılmaktadır. Uzmanların açıklamasından ilginç olan bir ayrıntı ise elektrik dağıtımının özelleştirileceği günlerde “halk daha ucuza elektrik kullanacak” reklamları yapılıyordu. Ancak bırakın ucuz kullanmayı gereğinden fazla fahiş faturalarla karşı karşıya kalındı!

Geçen aylara göre kullanımdan kaynaklı olmayan yüksek faturalarla karşılaşan tüketiciler, ilgili kurumun gönderdiği faturaya yazılı şekilde itiraz etmeleri gerekiyor. Ayrıca CİMER üzerinden EPDK’ya şikayet formu düzenlenmelidir. Son olarak Tüketici Hakem Heyetine müracaat ederek fazla yansıtılan ücretlerin iadesi talep edilebilir. Tüketici Hakem Heyetlerine müracaat ederken (İlgili kurumdan olumsuz yanıt alındı ise) yansıtılan faturaları ödeyerek, ödenmiş makbuzlarla müracaat edilirse hem abonelik kesintisi yaşanmaz hem de icra gibi sorunlarla karşılaşılmaz.

Sonuç olarak tüm kamuoyu dağıtım şirketlerini suçluyor ve çözümü bu kurumlardan bekliyor. Çözümü gelirlerini artıran dağıtım şirketlerinden değil de bu kurumlarla yakın ilişkiler içerisinde olanlardan, onlara imkanlar sunanlardan, pek çok kalem kesinti yapılmasına imkan verenlerden ve maliyetleri artıranlardan taleplerde bulunmak gerekiyor. 

Kredi ve Kredi Kartlı Büyüme

TÜİK, 2021 yılının ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisinin bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 21,7 büyüdüğünü açıkladı. Öncelikle ikinci çeyrekte ekonomik büyümenin yüzde 21,7 artması, yurt dışından gelecek yatırımcılar için ön koşul güven olduğundan dolayı olumlu bir gelişmedir. Ancak yurt içi için aynı güvenin olduğunu söyleyemeyiz. TUIK’in açıklamasından sonra yapılan yorumlara bir bakın, 100 kişiden 90’ı açıklanan rakamlara güvenmiyor. Çünkü ekonomi üzerine kiminle konuşuyorsam bankalara borçlu!

TÜIK’in açıkladığı ikinci çeyrekte ki yüzde 22,9’luk tüketici harcamaları, Türkiye ekonomisinin 21,7’lik büyümesinin ortalama yüzde 63’ünü karşıladı. Harcamaların da önemli kısmının bankalardan çekilen kredi ve kredi kartlarından sağlandığı anlaşılıyor. (ki) Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, partisinin MYK toplantısında yaptığı sunumda, “Bireysel kredilerde ciddi artış olduğundan dolayı sınırlandırılması için bankalarla görüşmelerimiz var,” dedi. Aslında kredileri kısıtlamadan önce bankalara neden müracaat edildiğinin ekonomik ve sosyolojik olarak araştırılması gerekiyor. Bu araştırma sonucuna çözüm üretilirse bireysel kredilere kısıtlama getirilmesine gerek kalmayacağı gibi övünerek bahsettiğimiz büyüme rakamlarının da düştüğü görülecektir.

Önceki İçerikİkame araç temininde yaşanan sorunlar
Sonraki İçerikAziz Koçal: “Alınan kırtasiye ve diğer okul ürünlerinde TSE veya CE amblemleri aranmalı”