Dostun yemeği şifadır

40

Talip Bayram // Gazeteci, Yazar, Gastronomi alanında danışman

İnsan, sevdiğiyle yemeğini paylaşabildiği ölçüde erdemli insandır. Dostla yenilen bence en güzel şeydir yemek ve bunun adı da muhabbettir. Benim dinimde komşum aç yatıyorsa benim yediğim yemek boğazımdan geçemez. Benim dinimde tanıdığım bir insan geceleri sessiz sessiz ağlıyor ve ben de bunu bilip görmezden geliyorsam geceler bana haram olmalıdır.

Cömert kişinin yemeği şifadır

Bana kalırsa ve bilgi edindiğim kaynaklara göre dost ve arkadaşlara yemek yedirmek, sadaka vermekten çok daha faziletlidir. Gastronomi sektöründe çalışıyor ve bu alanda yazılar yazıyorsanız mutlaka birçok yemek daveti alıyorsunuzdur elbette ve bunun kaçınılır bir tarafı da yoktur. Ancak bu daveti yapanların yakınlığı ve cömertlik hasleti sizin bu yemekten fayda, lezzet ve şifa elde etmenizle doğru orantılıdır. Bunu da nerden çıkarıyorsun derseniz size kaynağıyla Hz. Peygamberin bu anlama gelen sözlerini aktarayım. “Cömert kişinin yemeği şifadır. Cimrinin yemeği ise hastalıktır.” (Kaynak, Suyuti, el-Camiu’s-Sağir, h. no: 8053.) Diğer bir sözü ise “En iyiniz, yemek yedireninizdir” Hazreti Ali’nin de bu minvalde bir sözü bulunmaktadır. “Dostlarla yenilen yemek (çok sevaplı dini bir vazifeden) çok daha makbuldür” diye. Yemek yedirmek üzerine bu örnek özlü sözleri artırabiliriz ama ben burada bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Son dönemde artan bu salgın hastalık nedeniyle birbirimize geliş gidişler azaldığından dostluklar zedelendi ve muhabbetler azaldı diye düşünüyorum. Ama ne yapalım ki korkuyoruz bu hastalıktan diyenleri duyar gibiyim. Ancak korkunun ecele faydası yoktur ve azami paranoyak derecede tedbirli olmalı ama hayatı kendimize de yaşanmaz hale getirmemeliyiz. İnsan vücudunun bağışıklık sistemi mutlu iken hastalıklara karşı daha sağlam ve dirayetli olmaktadır. Birbirimizin dostluğuna her zamandan daha çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde lütfen fiziki mesafe ve temas kurallarına yüksek önemde dikkat ederek bu tür kaynaşma yemekleri organize edelim. Evlerde fiziki mesafeye dikkat edemeyeceksek açık alanları olan mekânları tercih edelim. Hem bu şekilde yeme içme sektörü esnafı canlanmış olacak hem de dostluklar pekişecektir diye düşünüyorum.

İnsan, ihsanın kuludur

Eskilerde bir atasözü veya deyim olarak kullanılan bu söz, insan iyiliğin kuludur anlamında hoş bir sözdür. İhsan, sözlükte “güzel olmak” manasına gelen hüsn kökünden türetilmiş bir kelime olup genel olarak “başkasına iyilik etmek” ve “yaptığı işi güzel yapmak” şeklinde farklı iki anlamda kullanılmaktadır. İhsanda bulunan kişiye de muhsin denir. İhsan, bir maksat ve karşılık beklemeksizin malını güzel bir yere sarf etmek veya harcamaktır. Ahlaki literatürde ise ihsan, iyiliklerde farz olan asgari ölçünün ötesine geçip isteyerek ve severek daha fazlasını yapmaktır. İnsanlara ihsanda yani iyilikte bulunmak, ihtiyaçlarında yardım etmek muhabbete, sevgiye ve kaynaşmaya vesile olur. Yine eskilerin bu konuya ait kullandığı çok güzel sözler vardır. “Kerem ve ihsan malın bekçisidir”, “İhsanda bulunan büyüklüğe mazhar olur” diye. İnsanlara yardım noktasında elinden geldiğince daha çok veren kat kat karşılığını alır ve almaktadır. Kişinin iyilik ve ihsanı kendisini düşmanlarına bile sevdirir. Hâlbuki bunun tersi ise kişiyi evlâdına bile nefret ettirir. Biraz eli sıkı olduğundan Evlatlarından kötü muamele gören birçok ebeveyn tanıyorum. Cömert kişinin malı hür insanı bile köle yapar. Hayırlı olan amel arıyorsanız, teşekküre sebep olan işler yapın. Kur’an’ın dört temel özelliğinden birisi olan adaletle ihsan eş tutulmuş ve “Muhakkak ki Allah adaleti ve ihsanı emreder” denmiştir. (Nahl, 16/90) İmam-ı Gazali, “İhsan Allah’ın Muhsin isminin tecellisidir ve insan ihsanın kuludur” demiştir.

Mutlu olmak için neye ihtiyaç vardır sizce?

Günümüz dünyasında insan neden tam olarak mutlu olamıyor bileniniz var mı? Bence mutlu olmak için büyük şeyler peşindeyiz. Katlarımız, yatlarımız, arabalarımız olunca sanki mutlu olacağız diye zannediyoruz. Hâlbuki bazen mutluluk çok küçük şeylerde de olabiliyor. Aslında mutlu olmak için ne paraya ihtiyaç vardır ne de makama. Öyle diyor, TV8 kanalının sahibi Acun Ilıcalı, bir TV söyleyişinde. Parayla saadet olmaz ve ben parasızken de mutluydum diye de ekliyor. Öyleyse insan küçük şeylerde de pekala mutlu olabilir. İşte ben de bu aralar bir dostun yemeğinde mutluluk arayışındayım diyebilirim. İşin bu diyeceksiniz ama olsun işini severek yapanlar daha çok mutlu oluyorlar. Gelin herkes bu hafta birbirine yemek ısmarlasın bakın ne kadar mutlu olacaksınız. Ben şahsen yapıyorum. Birine yemek yedirmek kadar güzel bir şey yoktur bu hayatta. Hele bir de karnı aç olana yemek yedirmek bence dünyanın en hayırlı işidir ve inanılmaz da dua alırsınız. Dışarda dilencilere bir simit alıp yedirmekten bahsetmiyorum. Mesela dostuna, özel bir yerde örnek olarak “Kemerburgaz’da İşkembahçe diye bir mekan var şahane bir çorba ve nefis lezzetler yapıyorlar hadi gel seni oraya götüreyim bak inanılmaz beğeneceksin” sözlerini ne kadardır duymaz olduk. Hâlbuki atalarımız misafir olmadan sofraya oturmazlarmış ve dostun yemeğinde şifa var derlermiş.

Mutluluk, yemeğini paylaşabilmektir

İnsanlık nedir diye sorsanız bana, mutluluğu paylaşmak, sevgiyi paylaşmak, acıyı paylaşmak ve hatta yemeğini paylaşabilmektir derim. Dostla birlikte yenilen yemek kolayca hazmedilirken, düşmanla yenilen yemek insana şişkinlik yapar. (Hz.Meymûn b. Mihrân) “Dostun yanına hediyesiz gitmek buğdaysız değirmene gitmek gibidir” der, Hazreti Mevlana. Peki, Hazreti İbrahim peygambere niye Halilürrahman denirmiş, bilir misiniz? Çünkü Allah ona Halil’im (dostum) diye buyurmuş. Onun için «Hâlilu’r-Rahman» olarak zikredilir. Aynı zamanda gariban babası olarak da bilinen Allah dostu Hz. İbrahim Peygamber, dostları ve misafirleri olmadan sofraya oturmazmış. Çünkü Allah dostlarla ve misafirle yenen yemeğin hesabını sormazmış diye düşündüğünden bunu yaparmış ve “Halil İbrahim Sofrası” deyimi de buradan doğmuştur. İşte Anadolu’da böyle dost yemekleri sürekli tertip edilmektedir, mesela Şanlıurfa Eyyübiye ilçesinde Ulucanlar mahallesinde, uzun yıllardır her hafta sıra gecesi gibi dost yemekleri düzenleniyor.

Dost kime denir?

Öncelikle en büyük muhabbet ve sevgi kaynağı ailedir. Çünkü sevgi ve şefkatle dolu bir Anne yüreğidir ki aile fertlerine gocunmadan sürekli yemek yapan. Hiçbir yemek tutamaz onun yaptığını ve o yemeği yaparken ona sevgisini akıtır. İşte Anne gibi çevresindekilere, eşe dosta ve belki sayısızca birçok insana sürekli özel sunumlarla yemek yapan, belki her gün yemek yedirip onu hiç başa kakmayan, müdanasız böyle davranana gerçek dost denir. Beraber içilen çay, yenilen yemek, gezilen yerler ve kısacası yaptığın her güzel şeyi sevdiğin biriyle yapıyorsan işte ona dost denir. Sadık bir dostla yenilen bir yemek, zalimlerin ziyafetinden bin kat daha lezzetli gelir bence. Anadolu’da dostla yenilen yemek için “Afiyet olsun yüreği gönlü güzel insanlara” derler. En güzeli de dostla yenilen yemek bir muhabbettir veya dostla aynı tencereye kaşık sallamak bir bağlılıktır. Böyle samimi dostlarınla aynı tencereye kaşık salladıysan, sırtın pek olur ve meydan okursun bu hayata

Dosta yemek yedirmek asla bir yardım değildir

Dosta yemek yedirmek asla bir yardım gibi kesinlikle görülmemelidir. Genel olarak eşe dosta yemek verilmesi ilişkilerin ve dostlukların artmasında çok önemli kilit bir rol oynamaktadır. Bunu yapmayıp ihtiyaç sahiplerine yardım etmek ayrı bir konudur ve bence birbirine karıştırmamak lazım. Eskiden penceresi bile olmayan küçük ama sıcacık evlerde bile inanılmaz sayıda misafir gelir giderdi. Şimdi ise kocaman ve korunaklı sitelerdeki evlere neden gelen giden ve kapıyı çalan yok. Eğer Korona olmasaydı ne kadar özgürce yaşadığımızı, asıl özgürlüğün rahatça nefes alabilmek, dışarı çıkabilmek, eşle dostla sohbet etmek, birlikte yemek yemek, sarılabilmek, dokunabilmek, istediğimiz zaman istediğimiz yerde sevdiklerimizi görebilmek olduğunu anlayamayacaktık. Eskiden öylesi dostluklar vardı ki, o dostla konuşmak, o dostla yolda yürümek, bir lokantada yemek yemek, o dostla birlikte hareket etmek size oldukça büyük bir keyif verirdi. Yani o dosttan gizlenecek, o dosttan saklanacak, o dostla paylaşılmayacak hiçbir konu olmazdı. Ve sizin dışarıya bakan yüzünüz olurdu o dostunuz.

Yemek davetine icabet etmeyen hata yapar

Yemek yedirmek geleneklerimizde önemli bir yere sahiptir. Müslümanın Müslüman üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. İnsan samimi olarak davet edilen her yere gitmelidir bence. Yani dostluğun nişanesi davetini kabul edip yemeğine gitmektir. Yemeğe çağırırken de, giderken de kötü bir niyet içinde olunmamalıdır. Cimrinin davetine ve kanun dışı, yasal olmayan yemek davetlerine gidilmemelidir. Fakirlerin davetine gitmeyip de, zenginlerin davetlerine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları ziyaret etmek de tevazu gereğidir. Pandemi nedeniyle pek mümkün olmasa da özellikle düğün yemeklerine gitmek zaruridir ve kesinlikle çok önemlidir. Sadece eşe dosta yemek yedirmek üzerine pek çok organizasyonlar yapılır. Düğün yemek daveti de bunlardan biridir. Bu davetlerde daha çok geleneksel mutfağımızdan yemekler tercih edilir ve organizasyonlara ne kadar fazla kişi katılırsa o kadar iyi görülür. Bu tür davetlerde daha fazla kişiye yemek yedirmek organizasyon sahibi için bir gurur kaynağıdır. Fakat bütün bunların bir de hazırlık aşaması vardır. Yemeklerin hazırlanması, lezzetlerinin tutturulması, damaklara layık bir menü ortaya çıkarılması ise son derece meşakkatlidir. Daha önceleri imece usulü bu tarz etkinlikler hallediliyor olsa da günümüzde yaşam şartları buna pek de müsaade etmiyor. İşte tam bu noktada Yeme içme sektöründe faaliyet gösteren catering firmaları devreye giriyor, istediğiniz yemekleri istediğiniz miktarda size hazırlıyorlar. Siz davete katılanlarla ilgilenirken öbür tarafta yemek servisi tıkır tıkır işliyor ve sizin kendi yaptığınızdan daha az maliyetli üstelik yorulmuyorsunuz da.

İyi insan özelliği “Yemek Yedirmek”

Kimi zaman ilk maaşla ya da kazanılan ilk parayla veya ilk emekli maaşı ile ihtiyaç sahibi birini sevindirmek, eşe dosta yemek ısmarlamak gibi hareketler bu topraklarda doğanların olağan tavrıdır. Kazancın bereketi olsun mantığı ile hareket edilmekte olduğundan çok da güzel oluyor. Kurban da belki böyledir, hayrına insanlar et ihtiyacını karşılasın diye hayvanı kesersin ve dağıtırsın. Eşe dosta yemek yapmak en büyük zevki olmalı insanın, yakın dostla yenilen güzel yemek ve sohbet gibi. Var mı bundan daha güzel bir ibadet. Canı çekmeli insanın, şöyle akşam saati balkonda arkadaşlarla eşle dostla bir ortamda yemek yiyip ve birlikte çay içmek gibi. Tabi tüm bunları anlamak ve test etmek için önce hakiki bir dosta sahip olmak gerekir. Bu açıdan baktığımızda ise herkesin böyle mükemmel bir dosta, sürekli kendine yemek yapan bir aileye, iyi bir gelire ve hatta iyi bir arkadaşa hiç sahip olmayabilir. İşte böyle insanlara elimizden geldiğince yardım etmeliyiz bence. Böyle bir durumu olan kişiyi gören dostlarımdan, hiç tanımadığım biri bile olursa ne olur çekinmeyin ve benim paylaşım yaptığım veya yazdığım yerlere yönlendirin, gitsinler ve beni Talip bey yönlendirdi desinler, bakın nasıl destek görecekler emin olun. Ankara’da yine yazdığım restoranlardan biri olan ‘Fakirin Yeri’ askıda yemek uygulaması başlatmıştı. Bu yapılan kesinlikle ve asla dilencilik değildir. Geçen hafta yazmıştım Beylikdüzü’nde ‘Bemet Izgara’nın ramazanda 2-3 masasını yardıma muhtaç insanlara ayırdığını.

Özetle,

Bence beraber yemek yemek toplumsal bir haz alış halidir. Bayram sabahı toplu yenilen yemekler, beraber yapılan kahvaltılar ve dostla birlikte yenilen yemeklerin hepsini haz üzerinden anlatmak mümkündür. İşte bu haz alma hali veya duygusu da bence mutluluğa açılan direk bir kapıdır. Sevdiğin bir arkadaşınla birlikte yemek yemek ilişkileri güçlendirir, dostlukları pekiştirir ve hayattan keyif alarak mutlu olmanı sağlar. İşte gelin birbirimize destek olalım ve birlikte birbirimizin ellerinden tutalım ve birlikte paylaşalım yemeğimizi, aşımızı ve bazen de oturup birlikte ağlayalım.

https://www.lezizmekanlar.com/2020/09/dostun-yemegi-sifadr.html