Yerel marketler tüketici ile tanışmıyor

131

Nilüfer Tuba Akman / tuketicidostu.com.tr Yazı İşleri Müdürü

Sağ yanda kaldırımın yanında çukur açılmış, iş makinesi toprağı kaldırıyor. Kaldırımın ilerisinde apartman giriş merdiveninde, 5 aylık bir bebek öğlen saatlerinden beri çorap satan bir hanımın kucağında. Kadının elinde ekmek parçası ve ufak su. Birkaç adım ileride de o muhitin alışveriş yaptığı yerel market. Karşısında da siyahi bir bey, kollarında saatler. Saatleri sürekli inceleyenler, uzun sohbete de geçiyorlar.

Market çalışanları yardımsever, soru sorulduğunda hemen yardımcı oluyorlar ve yanıtlıyorlar. Bazı sebze ile meyveler dışarıda, daha iyileri ve pahalı olanları marketin iç kısmında satılıyor… Alışveriş sepetleri rutin şekilde dezenfekte edilmiyor. Dokunan dokunana. Tüketici meyve ile sebze seçerken eldiven takmıyor. Yumuşamış olan sebze ve meyve ürünleri diğerlerinden ayrıştırılmıyor. Fakat sabah 05.00 – 06.00 saatlerinde taze olarak halden geldiği için, ürünler çoğunlukla taze. Domates, domates kokuyor…

Tüketiciyi selamlayan ve karşılayan görevli biri yok. İçeri girildiğinde düzen içerisinde düzensizlik var. Ürün yerleştirme yerine gruplandırma yapılmış. Kampanya, tanıtım, sunum ya da sunan da yok. Et bölümünde çeşitler az. Eti hazırlarken, o eldiven sürekli kullanılıyor; paketinden yeni eldiven çıkarılmıyor. Her müşteri için hep aynı eldiven… Yukarı katta ekmekler dolapta fakat beyaz ekmekler mıncıklanmış hatta fırlatılmış şekilde duruyor. Dolayısıyla her ürünü sürekli kontrol eden biri yok.

“O yok, bu yok” demek kolay gibi gözükse de ya da bazı yerel marketlerin işine gelmeyecekse de gerçeklerin her zaman yansıtılması gerekir. Sebzelerin üzerinde ufak sinekler uçuşuyor. Müşterinin en yoğun olduğu saatlerde, raflara ürünler yerleştiriliyor. Farklı markaların da satabilmesi için, tercih edilen markalar satılmıyor.

Kasiyerler birbiri ile sohbet ediyor. Örneğin; biri diğerine ağda- kaş – bıyık paket hizmet veren güzellik merkezi tavsiye ediyor. “Bize ne sizin kılınızdan, tüyünüzden?” Kasiyerler prim almak için, yanlarındaki bazı ürünleri sıradaki müşteriye satmaya çalışıyor. “Alsanız? bu ürün revaçta!” Yüzde maske var fakat elde eldiven yok. Fakat inanılmaz bakımlılar, takma kirpik, french manikür ve inanılmaz yoğun parfüm kokusu… Ben de o kadar yok..

Anket ya da bilgi formu doldurmak da yok. Gerçekten de yok… Müşteriye ‘sen’ şeklinde hitap ediliyor. Her yerel market aynı olmayabilir fakat olumsuz intiba yaratan sadece bir adet yerel market olsa dahi yeter. “Ağza laf vermeyin artık”

Artık tüm çalışmalar elektronik ortam yürütülüyor, çeşitli sistemler kullanılıyor. Müşteriniz ile tanışsanız, belki utanırsınız, ya da belki de fikir alırsınız ve marka konumlandırmanızı sağlarsınız. Tüketici ile tanışma zamanınız artık gelmedi mi?