Yasal dayanağı olmayan, tanımlaması yapılmayan bir bilim kurulu siyasi iradeye bağlı karar verebilir

314

Aziz Koçal // Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı

Bilindiği üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi, genel kurulunda görüşmeyi bekleyen “Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” ile  5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 3. maddesine “Yanıltıcı yayın: Her türlü yazılı, görsel, işitsel ve dijital iletişim araçları üzerinden yapılan ve ticari reklam kapsamına girmeyen, gıda güvenliği ve güvenilirliği hususunda tüketicide endişe, korku ve güvensizlik yaratarak tüketicinin tüketim alışkanlıklarını olumsuz etkileyen gerçeğe aykırı yayınlar” ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 8. maddesine “ Ticari Reklam kapsamına girmeyen, gıda güvenliği ve güvenilirliği hususunda tüketicide endişe, korku ve güvensizlik yaratarak tüketicinin tüketim alışkanlıklarını olumsuz etkileyen gerçeğe aykırı nitelikte olamaz” şeklinde eklemeler yapan düzenlemeler getirilmektedir.

Kanun teklifi ile getirilmek istenen düzenleme; gıda güvenliği ve güvenilirliği açısından, halk sağlığı ve sağlıklı beslenme yönünden toplumun bütününü ilgilendiren bir konu olmasına rağmen kamuoyunda yeteri kadar tartışılmadan, görüşlere açılmadan, bilim adamlarının, STK ların, meslek odalarının görüşleri alınmadan kısacası toplumun bütünü ile istişare edilmeden meclise getirilmiştir. “Tüketicinin olumsuz etkilenmesi ne demektir? Bunun değerlendirme kıstasları neler olacaktır? Tüketicide endişe, korku ve güvensizlik neye göre değerlendirilecektir? Örneğin; “Nişasta bazlı şeker ya da GDO lu ürünler sağlığa zararlıdır” diye tüketicileri uyarmak ceza kapsamına mı girecektir?  Yapılacak olan düzenleme muğlak olup tamamen gıda endüstrisi talepleri doğrultusunda hareket edilebileceği yönünde endişe ve kaygılarımız vardır. Kaldı ki, gıda ürünlerinde bilim adamları farklı verilere dayandırılarak farklı açıklamalar da yapabilmektedir.

Anayasanın 26. maddesinde yer alan “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar” hükmüne rağmen getirilmek istenen bu düzenleme ile ne amaçlanmaktadır? İfade ve düşünce açıklama özgürlüğü Anayasada teminat altına alınmış iken ve özellikle STK ların tüketicileri bilgilendirme ve aydınlatma görevleri var iken, getirilmek istenen yasa bu görevleri de ortadan kaldırmayacak mıdır?

Yasa teklifinin, tüketicinin sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanması yerine, bazı kişilerin magazinsel   tek yönlü beslenme yönüne götüren açıklamaları içeren yayınlara karşı getirildiği gibi görünse de bu maddeler bu şekli ile toplumun doğru bilgilenmesi yönünde çalışmalar yürüten, açıklamalarda bulunan STK lar ve meslek örgütlerinin sesinin kesilmesini sağlayacaktır. 

Evrensel Tüketici Haklarından biri olan “Sağlık ve Güvenliğin Korunma Hakkı” tüketiciye sunulan mal ve hizmetlerin, tüketicinin hayatını ve sağlığını normal şartlar altında tehlikeye düşürmeyecek derecede güvenilir ve kaliteli olmasını ifade etmektedir.  Mal ve hizmetlerin güvenilir ve kaliteli olmadığı hallerde, tüketici emniyetli olmayan bir tüketim malının kendisini zehirlemesi, sakatlaması, yaralanması ve hatta öldürmesi tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Bir diğer hak ise “Bilgi edinme hakkıdır.” Biz Tüketici Örgütleri olarak “Evrensel Tüketici Haklarının” Türkiye’de karşılığını bulması için mücadele verirken tüketicinin sağlık ve güvenliğinin korunması doğrultusunda çalışmalar yaparak tüketicileri bilgilendiren açıklamalar, toplantılar ve eğitim çalışmaları yapmaktayız. Meclis Genel Kuruluna sunulan bu düzenleme ile 83 milyon tüketiciye hitap eden ve onların bilgilenmesi, bilinçlenmesi için mücadele eden biz tüketici örgütlerinin çalışmalarına bir anlamda sansür uygulanacaktır. Açıklamalarımız çeşitli cezalar ile karşı karşıya kalacaktır.

Gıda güvenliği gıdaların zararsız olmasını, gıda güvenilirliği ise hilesiz olmasını ifade eder. Yapılan bir açıklamanın, gıda güvenliği ve güvenilirliği hususunda tüketicide endişe, korku ve güvensizlik yaratarak tüketicinin tüketim alışkanlıklarını olumsuz etkileyen gerçeğe aykırı nitelikte olduğu yönünde değerlendirme yapacak bir bilim kurulundan tasarıda söz edilmektedir. Yanıltıcı haber olup olmadığını değerlendirecek olan bilim kurulunun kimlerden oluşacağı, nasıl kurulacağı yasada tanımlanmamış ve inisiyatife bırakılmıştır. Bilim kurulu toplumun bütününü mü düşünerek hareket edecek? Yoksa bazı gıda sanayi şirketlerinin çıkarlarına yönelik mi hareket edecek?  İnsan ve toplum sağlığı mı ölçü olacak? Yasal dayanağı olmayan, tanımlaması yapılmayan bir bilim kurulu siyasi iradeye bağlı karar verir ki, bu da toplumun bütününü kapsamaz.  Daha da önemlisi yanıltıcı haber olup olmadığının değerlendirilmesini yapacak bir bilim kurulu kurulamaz. Bu amaçla kurulan bir kurula da bilim kurulu denemez.  Gıda güvenliğini sağlamak üzere toplum sağlığını korumak için kurulur. Kurulacak olan bu bilim kurulu ile ilgili endişelerimiz var, benzer kurulların nasıl çalıştığı kamuoyu bilgisi dahilindedir.

Gıda güvenliği, güvenilirliği hususunda bir bilim kurulu boşluğu vardır. Özellikle covit-19 nedeniyle de kamuoyu gündemine gelen bilim kurulu, bilimi akla getirmiştir. Görevlerinden biri olarak, gıda güvenliği için risk değerlendirmesi gerçekleştirmesi gereken bu bilim kurulu, liyakat sahibi bilimsel yetisi olan bilim adamlarından oluşmalı, tamamen bilimsel veriler oluşturacak çalışmalar yapmalı, bağımsız ve tarafsız olmalı, bilimsel kanıtlar ile çalışmalı, görevi süresince baskı altında olmamalı ve risk değerlendirmesinde ortaya çıkan gerçekler de topluma hiçbir etki altında kalmadan doğru aktarılmalıdır.

Tüketici örgütü olarak yapacağımız bir açıklamanın örneğin, “Çocuklara abur cubur yedirmeyin nişasta bazlı şeker var obeziteyi artırıyor ve beraberinde bazı hastalıkları getirir” şeklinde yapacağımız bir açıklamanın, tasarı halinde olan bu tasarı yasallaşır ise yüklü cezalar ile karşı karşıya kalacağımız endişesini taşımaktayız.  

İçinde bulunduğumuz dönemde, Özellik covit-19 nedeniyle yeteri kadar gıdaya ulaşamayan yoksul halkımızın desteklenmesi ve güçlü tutulması, vatandaşların beslenmesinin düzeltilmesi ve bağışıklık sisteminin güçlü kılınması yönünde çalışmalar yapılması gerekirken, içeriği detayları yasa metninde olmayan bir madde hükmünün uygulanması toplumsal dinamiklerinin sesinin kesilmesini sağlayacaktır. Bu nedenle bahse konu düzenlemeleri içeren maddelerin tasarıdan acilen geri çekilerek toplumun bütünü ile istişare edilmesi sağlanmalıdır.

Yoksul halkın güvenli, güvenilir ucuz sağlıklı ve besin değeri yüksek gıdaya ulaşmasını sağlayacak, bağışıklık sistemini güçlendirecek yeterli beslenebileceği, çalışmalar ve düzenlemeler acil ve ivedi olarak yapılmalıdır.