Tüketiciyi korumak devletin anayasal görevidir, arabulucu bu korumayı yapamaz

213

Aziz Koçal // Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel kurulunda görüşülmeye başlanan ‘Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi’nin 61. maddesi ile 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna 73/A maddesi eklenerek Tüketici Mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak getirilmektedir.

Arabuluculuk yapan avukatlara yeni bir kazanç kapısı sağlayacak olan bu düzenlemenin,  zayıf durumda olan tüketicinin aleyhinde olacağını, Tüketicilerin haklarının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması hakkındaki kanun ile belirlendiğini ve bu kanun ile kazanılmış olan hakkın arabulucu masasında pazarlık konusu yapılacağını, Tüketici hukukunda uygulanabilirliğinin olmadığını, tüketici hukukunda arabuluculuk her gündeme geldiğinde ve meclise sunulduğunda, Adalet Komisyonunda görüşüldüğü aşamalarda Tüketici Örgütleri olarak dile getirdik.

Tüketiciyi korumak Devletin Anayasal görevidir. Arabulucu, ya da arabuluculuk sistemi bu korumayı yapamaz. Tüketici uyuşmazlıkları; Tüketici Mahkemesine gelinceye kadar ki süreçte arabuluculuğa benzer bazı yöntemler vardır ve bu yollar denenmektedir. Tüketici yaşadığı sorunu önce satıcı ve sağlayıcıya bildiriyor, çözülmediğinde birçoğu tüketici derneklerine başvurarak hakları konusunda bilgilenerek, ikinci kez yazılı olarak bildirimde bulunuyor, yine sonuç alınmaz ise mahkemeye başvuruluyor. Ayrıca Avukatlık kanunun 35/A maddesi bir uzlaşı sağlama maddesidir. Yine HMK. Gereği mahkemelerde de taraflara sulh olup olmayacakları sorulmakta, sulh olmak (anlaşmak) istedikleri takdirde hakim tarafından makul bir süre verilmektedir.

Tüketici Hukukunun temel yaklaşımı, hukuka aykırı tüketici işlemi yapanın ‘cesaretini kıracak” önlemleri almaktır.  Yani uyuşmazlığın doğmasını engellemektir. Getirilmek istenen Arabuluculuk sistemi ise tam tersine tüketiciyi mağdur eden, tüketici hakkını gasp eden satıcı ve sağlayıcının cesaretini artıracaktır.  Kısacası uyuşmazlığın her aşamasında taraflara anlaşma imkanı tanınmışken arabulucu müessesesine ihtiyaç yoktur. O halde getirilmek istenen bu sistemin amacı nedir?

Tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk yerine, tüketici örgütlerini ve tüketici Hakem Heyetlerini güçlendirilsin, işlevsellikleri ve limitleri artırılsın, Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesinin uygulanması zorunlu hale getirilsin. İlla da arabuluculuk yapan hukukçulara kazanç sağlayacak tüketiciyi mağdur edecek bir düzenlemenin getirilmesi bir bakıma yargının özelleştirilmesi anlamına gelmiyor mu?

Kanun teklifi mecliste görüşülmeye başlanmamış iken, yetkililer teklif kanunlaşmış gibi tüm hazırlıkların yapıldığı portalların açıldığı duyurularının bazı gruplarda yapılması, avukatlara bilgilerin verilmesi, TBMM’nin iradesine ipotek koymak değil midir? Buradan da anlaşılıyor ki, arabuluculuk lobisi çok güçlü çalışıyor. Sayın vekillerimizden güçlü lobilerin yanında değil, sizleri vekil tayin eden ekonomik anlamda güçsüz olan tüketicilerin yanında yer almasını bekliyoruz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tüketicilerin temsilcisi olan sayın milletvekillerine 83 milyon tüketici adına sesleniyoruz; “Sizlere oy veren tüketicileri mağdur edecek, kazanılmış haklarından kayıplar yaşatacak, hak arama süresini uzatacak ve bugün yarın meclis genel kurulunda görüşülecek olan Tüketici Mahkemelerinde dava açma şartı olarak getirilmek istenen Arabuluculuk ile ilgili maddenin geri çekilmesini sağlayın. Sizler de tüketicisiniz, sizlerin de mutlaka mağduriyet yaşayacağınızı unutmayın”