Suriyeliler giderse ekonomi çöker mi?

77

Nihat Altay // Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı

“Suriyeliler giderse ekonomi çöker, işsizler iş beğenmiyor” gibi açıklamaları pek çok platformda duymuşsunuzdur. Aslında bu tarz söylemler, emek piyasasında işsizliğe ve ucuz iş gücü olan Suriyelere karşı geliştirilmiş savunmaya örtülen kılıftan başka bir şey değil. Bize sığınan masumların kalması veya gitmesinden çok öte bir gerçek ile yüzleşmemiz gerekiyor.

Suriyeliler giderse ekonomi neden çöksün? Yoksa sizin korkunuz, bin 500 liraya fazla mesai verilmeden, sigortasız, izinsiz, sendikasız, kayıt dışı eleman çalıştıramamak mı? 4 milyon civarında Suriyelinin 2 milyonu çalışıyor. Bunların 930 bini kayıtlı, 800 binin üzerinde göçmen kayıt dışı çalıştırılıyor. Diğerleri yine kayıt dışı çalıştırılan çocuklar! Kayıtlı veya kayıtsız fark etmiyor, sanayide, tarlada, lokantada, tekstilde, endüstride, inşaatlarda, imalathanede, mobilya sektöründe Suriyeliler ağır şartlarda köle gibi çalıştırılıyor.

Resmi rakamlara göre 5 milyona yakın kişinin işsiz olduğu ülkede hangi birine iş buldunuz da beğenmediler?! Bize göre belirtilenden çok daha fazla olan ancak resmi rakamlara göre açlık sınırının 2 bin 865, yoksulluk sınırının ise 9 bin 332 lira olduğu günümüz şartlarında, haftanın 7 günü, 12 saat çalıştırılıp bin 500 ila 2 bin lira arası aylık verilmesini beğenmeyenleri eleştirmek yerine bu şartları sunanlara gereken yaptırımı uygulamak gerekmez mi? Bunun yanında gelişmekte olan bir ülkenin ekonomisinin lokomotifini Suriyelilere bağlamak, genç nüfusu yoğun olan bir ülkeye yapılacak en büyük haksızlık ve küçümsemedir.

Üniversite mezunlarına ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Aileler, çocuklarının iyi şartlarda hayatını sürdürebilsin diye binbir sıkıntı ile çaba gösterip üniversite okutuyor.

Hangi üniversite mezunu kahvede 70 lira yevmiye ile garsonluk yapmak ister? Dört yıl emek sarf edip mühendislik fakültesini bitiren bir genç, tarlada patates toplama işini beğenmemesini biraz empati yaparak değerlendirmek gerekir.

İş beğenmezlik yapmayan pek çok üniversite mezunu da var. Mesela fizik mühendisliği bölümünden yüksek lisans yapmış birinin kazma kürek işi için müracaat ettiğini duyduğumda çok üzülmüştüm. Yine hakim, savcı, kaymakam olmak için hukuk fakültesinden mezun olanlar zabıta alımları için sıraya girdikleri kuyruk hala hafızalarımızda yerini koruyor. Şoför, büro elemanı, park bahçe temizliği için 200 kişilik işe 52 bin başvuru yapıldığını ve bunların 45 bininin üniversite mezunu olduğunu, Adıyaman’da adliyeye 9 kişilik temizlik elemanı alımı için 5 bin 217 başvurunun bin 143’ünün üniversite mezunu olduğunu unutmadık! (ki) Müracaat edenlerin kurada isimleri çıksa dahi bir de torpil, referans arama telaşına düşecekleri gerçeği var.

Aslında üç harfli marketler gibi övünerek açılan yeni üniversiteleri gençler umutlarını kestikleri için iş amacıyla değil kendilerini geliştirmek için okuyorlar. Çünkü ülkemizde torpilli lise mezunu işsiz, iyi bir üniversite mezunu olan işsizden her zaman bir adım öndedir. Kısaca Suriyeliler giderse ekonomi falan çökmez. Yapılacak tek şey devletin koyduğu kurallar çerçevesinde işçinin emeğini çalanları denetlemek ve alın terini hak sahibine eksiksiz vermektir.

Son olarak Ticaret Bakanı Mehmet Muş, DEİK 34. Olağan Mali Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada “10,6’lık oran ile işsizlik son üç yılın en düşük seviyesine geriledi,” dedi. Salgın süresinde o kadar esnaf kepenk kapatmışken, fabrikalar üretimlerine ara verdiğinden dolayı işçiler çıkarılmışken bu verilerin çok sağlıklı olmadığını belirtmek de fayda var. Çünkü bu yıl işsizlik verilerini hesaplama yöntemi değişti. TUIK, işsizlik verilerini aylık ve 3 aylık olarak hesaplıyor. Çiftçilerin mahsul aldığı bir dönemde yüzbinlerce kişinin tarlada çalıştığı hesaba katılırsa bir ay sonra bu çalışanların pek çoğu işsiz kalacak. Bu nedenle verilerin aylık değil yıllık değerlendirilmesi sonucunda çok farklı bir tablo ile karşılaşılacaktır. Kaldı ki 10,6’lık işsizlik rakamları oranı dahi her ülkede oldukça yüksek değerdir.

Önceki İçerikAtıl evler tehlike saçıyor!
Sonraki İçerik‘Evde paketleme işi’ tuzağına dikkat