Sivil toplumun kalbi dernekler

296

AV. İbrahim Güllü // Tüketici Başvuru Merkezi Genel Başkanı

Sivil toplum kuruluşları özgür toplumların olmazsa olmazlarından. Tüm medeni ve ilerlemiş toplumlarda sivil toplumun çok gelişmiş olduğu görülmektedir.

Bu toplumun fertleri tarafından da sivil topluma sahip çıkılmıştır. İstatistiklere bakıldığında Türkiye’de dernekleşme ve dernek üyeliğinin yeterli düzeyde olmadığını söylemek mümkün.

Demokrasinin ileri seviyede uygulandığı ve yaşandığı toplumlarda dernek üyesi olmak hem kolay, hem de toplumun arzu ettiği bir gelişme.

Ülkemizde ise 15 Temmuz sürecinden sonra derneklere üye olurken bir çekingenlik yaşadıklarını gözlemliyoruz. Elbette ki bu süreç ve bunun izleri zamanla kaybolarak normal hale gelecektir.

Ülkemizde dernek üyesi olma durumunu bir analiz etmek yerinde olacaktır.

Derneklerle ilgili olarak bakılması gereken mevzuat Anayasa’nın 33. maddesi ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu’dur.

Anayasanın 33. maddesine göre, “Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir”.

Burada herkes ibaresinden, herhangi bir ayrım söz konusu olmadığını görmekteyiz. Dolayısıyla sık sık karşımıza çıkan, “Devlet memurları derneğe üye olabilirler mi?” sorusunun cevabı bellidir. Devlet memurları da diğer vatandaşlar gibi hem dernek kurabilir, hem de kurulmuş bulunan derneklere üye olabilir.

Yine aynı husus 5253 sayılı Dernekler Kanununun 3. Maddesinde düzenlenmiştir. “Fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişiler, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.”

Anayasa’nın 33. Maddesinin ve 5253 sayılı Dernekler Kanununda düzenlenen genel kuralın 3 istisnası bulunmaktadır. Bunlar şu şekildedir:

1. TSK personeli

2. Kolluk kuvvetleri (polisler)

3. Teşkilat kanunlarına kısıtlayıcı hükümler konulan kurum personeli…

Dernek kuramaz ve dernek üyesi olamazlar.

“Kamu görevi yapan ve tarafsız olması gereken yukarıda sayılan kamu personellerinin dernek üyesi olamamasının demokratik kurallar içinde değerlendirilmesi gerekir mi?” Bu sorunun cevabını kamu güvenliği olarak ortaya koymak mümkün.

Görüleceği üzere, Ülkemizde her ne kadar dernek sayısı ve üyelik konusunda yeterli düzeyde olmasak da, “Mevzuat açısından hiçbir sıkıntımız yok denilebilir”

Yeter ki, insanımız demokrasi kültürü içinde haklarına sahip çıkmanın gerekli olduğunu anlasın ve inansın.

Sivil toplumun kalbi derneklerle atar.