Gıdada Bilgi Kirliliği

130

Nihat Altay // Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı

Meclis Tarım Komisyonu’nda kabul edilen Tarım Torba Kanunu teklifinde yer alan düzenlemeyle gıda güvenliği ve güvenilirliği konusunda yanıltıcı reklam yapılamayacak. Yani mecliste bulunan yasa teklifinin kanunlaşmasıyla, vatandaşlara ‘şunu yiyin bunu yemeyin’ şeklinde önerilerde bulunarak gıda da bilgi kirliliğine neden olan ve insan sağlığını tehlikeye atanlar cezalandırılacak.

Bu konu ile alakalı çok yazdım, şikayet ettim. Gerek bakanlık yetkililerine gerekse çıktığım her platformda “bu söylemlerin tek amacı ticari amaçlı kendi reklamlarını yapmaktır, izin vermeyin” dedim.

Vatandaşların Canan Karatay’dan randevu almak için 1 yıl önceden müracaat etmeleri gerekiyor. Fiyatlarda akıl almaz derecede yüksek. Ahmet Maranki bir programında, her hastalığa çare olduğunu iddia ettiği ‘kaya tuzu’ reklamı yapıyor. Sunucu, “peki vatandaş kaya tuzunu nasıl temin edecek”? diye soruyor. Ahmet Maranki’nin verdiği cevap; “Biz satıyoruz, kilosu 50 lira. İbrahim Saracoğlu, bir zamanlar eşi ile kurdukları şirkette ‘kişiye özel medyumluk’ hizmeti vererek para kazanan bir isim. Sözde halkın sağlığını düşünen bazı profesörler, halka zararlı olduğu gerekçesiyle yıllarca tereyağı yedirmediler. Şimdi tereyağını öneriyorlar. Saydıklarıma daha çok örnek verilebilir. Bu kişilerin halkın sağlığını düşünmekten ziyade ticari odaklı yanlış bilgi verdiklerini düşünüyorum. Sonunda geçte olsa bu sorunların önüne geçecek çalışma başlatılması önemlidir. Ancak Seda Sayan, Gülben Ergen gibi sanatçıların yaptıkları reklam için aldıkları ücret karşılığında 20 bin ila 50 bin arasında ceza düşünülmesi deve de kulaktır. Cezaların daha ağırlaştırılarak caydırıcı olması gerekiyor.

Asıl isimleri duyulmuş kişilerin yanında birde bu işi merdiven altı yapan, okuma yazması dahi olmayan kişilere ağır yaptırımlar uygulanması gerekiyor. Hastası olan vatandaşlar denizde yılana sarılır gibi bu sözde bitkisel ilaç satıcılarının istedikleri ücreti gözlerini kırpmadan veriyorlar. Kanser dahil çare bulamadıkları hiç bir hastalık olmayan bu zevatlar, hastaneye gidip tedavi olanlara fırça atarak, önce neden bize gelmediniz diye sitem ediyorlar. Çoğunun faydaları ve güvenilirlikleri kanıtlanmamış bu ürünlerin satılmasına yönelik istihbari bilgilerle denetimler artırılmalıdır.

Duygu sömürüsü, din sömürüsü ve umut sömürüsü yapan bu kişilere prim vermemek gerekir. Bitkisel ürün alınacaksa baharatçı esnafı tercih edilebilir. Bu konularla alakalı açıklama yapılacak ise de halihazırda Bilim Kurulu var. Her türlü gıda güvenliği ve insan sağlığı açısından Bilim Kurulu’nun açıklama yapması uygun olacaktır.