Çığlıklarımızı birleştirerek, kadın cinayetlerine karşı yaşam hakkı mücadelesini büyütelim

256

Merkez Yönetim Kurulu // Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER)

Ülkemizde gün geçmiyor ki, bir kadın cinayeti haberi ile uyanmayalım, erkeklerin tasarlayarak ve canice öldürdükleri kadınlarımıza son olarak Pınar Gültekin ve Seher Fak eklenmiştir. 

Bir gülüş ölmedi sadece; adalet öldü, insanlık öldü, vicdan öldü, iyi niyet öldü, güven öldü…

Bu ülkede o güzel gülüşlerle beraber çok şey öldü ve ölmeye devam ediyor.

Kadınların “Sesimizi duyun ölmek istemiyoruz” çığlıklarına kulaklar tıkanmış, mevcut düzenlemeler etkili olacak şekilde çalıştırılmadığı gibi kadın cinayetlerini ortadan kaldıracak yeni tedbir ve önlemler de alınmıyor. Toplum ve yönetim erki olarak kulaklarımız tıkanmış gözlerimiz kapanmış “Seyir ediyoruz dünyayı”.

Halbuki; Türkiye 2011 yılında imzalayıp 2014 yılında yürürlüğe koyduğu “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi –İstanbul Sözleşmesi” gereği kadınları korumak ve şiddeti önlemek üzere her türlü önlemi almak ve düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür. Anayasamızın 90.maddesi gereği kanun hükmünde olan bu sözleşmeye aykırı davranılamaz hükümleri var olmasına rağmen neden kadın cinayetleri sürekli artış gösteriyor? Son yıllarda “YARGI REFORMU” altında birçok paketlerde KADIN CİNAYETLERİ konusunda gözle görülür bir düzenleme yapılmamıştır.

EN ÖNDE GELEN İNSAN HAKKI YAŞAM HAKKIDIR. Hiçbir canlının bir başka canlının yaşam hakkını sonlandırmasının haklı gerekçesi olamaz.  Bir cinsin diğer cins üzerinde korku yaratmak ve tahakküm kurmak amacıyla gerçekleştirdiği bu cinayetleri kabullenmek, sessiz kalmak EN BÜYÜK İNSANLIK SUÇUDUR.

Anne oldular, sevgili oldular, eş oldular, yakıldılar, parçalandılar, çocuklarının gözü önünde bıçaklandılar, plazalardan atıldılar, kesildiler, parçalandılar, çöp konteynerlerine atıldılar, vücutları mermilerle doldurularak vuruldular, son olarak da ormanda boğulup varilin içine gömüldüler, pompalı tüfekle vuruldular. Sonuç; ÜLKEDE KOCAMAN BİR KADIN MEZARLIĞI …!!!!!

Diğer taraftan sanki en doğal işmiş gibi şiddete ve cinsel istismara uğrayan kadınlarımızın sayısı her gün yükselmeye devam ediyor.

Kadın cinayetlerine, kadına şiddete ve cinsel istismara, kadını sömüren, aşağılayan, yok eden sistem ve anlayışlara karşı, kadın ile erkek omuz omuza mücadele verme zamanıdır. Bu bir yaşam mücadelesidir, yaşam mücadelesinin cinsiyet ayrımcılığı olamaz. Çünkü, kadına yönelik ayrımcılık, istismar, şiddet ve cinayetler, dünyada sömürünün, şiddetin, eşitsizliğin, yoksulluğun artmasına neden olan  sistemden ayrı düşünmek mümkün değildir.  Bilinmelidir ki; toplumlar da cinsiyet ayrımının ortadan kaldırılması ve cinsiyetçi bakış açısının değiştirilmesi, bunu sağlayacak bilimsel çağdaş eğitim sistemi ile özgür, eşit bir birey ve toplum oluşumu sağlanabilir. Bu nedenle kadın erkek omuz omuza mücadeleyi yürütmeliyiz.

Dünyada hiçbir mücadele kadınsız başarıya ulaşmamıştır. Çığlıklarımızı birleştirerek, kadın cinayetlerine karşı yaşam hakkı mücadelesini büyütelim.

Kadına şiddete ve kadın cinayetlerine karşı tüm yasal düzenlemeler acilen yapılmalı, kadın konusunda gerici yobaz düşüncelerin ve söylemlerin önüne geçilmeli, bu tür beyanatları ve söylemleri toplumu ayrıştırıcı söylemler “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu” kapsamında değerlendirilmelidir. Kadının hatta çocukların her uzvundan şehvete gelen anlayışlar ve bu anlayışları söyleme dönüştüren yayanlardan bu toplum kurtulmalıdır. Bunun da yolu bilimsel çağdaş eğitimden geçer.

Ülkemizde toplumsal cinsiyet ayrımcılığı; aile içinde başlayarak, toplumun her alanında var olmaya ve giderek artmaya devam etmektedir. Tarihsel, kültürel ve dinsel birtakım gerekçeler üretilerek kadınlar eğitimden, iş hayatından ve toplum yaşantısından uzaklaştırılmaktadır.   

Kadın cinayetlerinde başkaca hiçbir hususa bakılmaksızın Türk Ceza Kanunu’nun 82.maddesinde öngörülen “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezasının uygulanması zorunlu hale getirilmeli, hakimlerin kadın cinayeti faili sanıklarına “Takım elbise giydiği, pişman olduğunu söylediği, haksız tahrik iddiasında bulunduğu” durumlarda iyi hal veya haksız tahrik indirimi yapmalarının önüne geçilmelidir.

Bu talepleri ve önlemleri uzatmak mümkündür, En önemlisi kadına şiddete, kadın cinayetlerine, cinsel istismarlara karşı, toplumun tüm dinamikleri ile birlikte, kadın erkek omuz omuza mücadeleyi sürdürmenin gerekliliğini bir kez vurgulamak isteriz. HİÇBİR ERKEĞİN KADINDAN ÜSTÜN YANI YOKTUR, YAŞAM MÜCADELESİ İÇERİSİNDE YOL ARKADAŞLIKLARI, HAYAT ARKADAŞLIKLARI VARDIR.