Adı TÜFE değil, TÜİK enflasyonu olmalı…

120

Levent Küçük // Tüketiciler Derneği (TÜDER) Genel Başkanı

Bilindiği üzere, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından her ay enflasyon rakamları belirlenerek, kamuoyu ile paylaşılmaktadır. TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) ve Yİ-ÜFE (Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi) hepimizi yakından ilgilendiren iki ayrı oran olarak açıklanmaktadır. Çünkü aylık kira artışından, memur ve emeklilere yapılacak yıllık zam oranına kadar birçok fiyat ya da artış, açıklanan bu oranlara göre belirlenmektedir.

En son açıklanan Eylül ayı verilerine göre,12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 11;47, yurt içi üretici fiyatları ise yüzde 7,71 artmış. Aylık bazda TÜFE yüzde 0,97, Yİ-ÜFE yüzde 2,65 artış göstermiş. TÜFE, Eylül’de geçen yılın Aralık ayına göre yüzde 8,33, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,75 yükselmiş. Yİ-ÜFE ise, Aralık 2019’a göre yüzde 13,44, geçen yılın Eylül ayına göre yüzde 14,33 artmış.

Kamuoyunda uzun süreden beri, açıklanan enflasyon oranlarına karşı bir güvensizlik, bir tereddüt hali oluşmuş durumdadır. Açıklanan TÜFE oranlarının gerçeği yansıtmadığına toplumun geniş bir kesimi inanıyor. Çünkü çarşıda pazarda halkın yaşadığı, gördüğü gerçek fiyat artışları, açıklanan enflasyon oranlarının çok çok üstünde. Dün Bodrum’dan telefonla arayan bir tüketicimiz, “Burada kira artışları aldı başını gitti, TÜFE oranını kimse önemsemiyor, ev sahipleri TÜFE’nin üzerinde artış yapıyor, isterseniz evi boşaltın diyorlar” diye dert yandı. Benim yakinen takip ettiğim iyi cins kabak çekirdeğinin kilosu, döviz artışları öncesi 30.-TL idi, şimdi ise 70.-TL. Buna benzer birçok mal ve hizmetin fiyatı, açıklanan yüzde 11,75 TÜFE oranının çok çok üzerinde artmış durumda.

Açıklanan enflasyon rakamlarına duyulan güvensizlik, devlete, devlet kurumlarına duyulan güvensizliğe dönüşüyor. Rakam ve oranların, siyasi iktidarın talebine göre belirlendiği algısı, tehlikeli bir şekilde toplumda yaygınlaşıyor. Bu açıdan, enflasyon hesaplamasına esas alınan mal ve hizmetlerin yeniden belirlenerek, ayrı ayrı gruplandırılmasında (Örneğin yaş ve kuru gıda ürünleri enflasyonu, ulaşım/taşıma hizmetleri enflasyonu, dayanıklı beyaz eşya/kahverengi eşya enflasyonu, kira enflasyonu, telekomünikasyon hizmetleri enflasyonu gibi) yarar bulunmaktadır. Halkın temel tüketim maddelerinin, yararlandığı temel hizmetlerin enflasyonu belirlenerek, kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Vatandaş, yaşadığı, gördüğü fiyat artışını, devletin açıkladığı resmi rakamlarda, oranlarda görmelidir. Bu durum, devlet kurumlarına duyulan güven ile toplumsal barışa da katkı sağlayacaktır.

TÜFE oranları hesaplanırken, çok çeşitli mal ve hizmetlerin esas alındığını, toplumun geniş bir kesiminin belki de hiç tüketmediği malların, yararlanmadığı hizmetlerin bu hesaplamada esas alındığını biliyoruz. Hesaplama sonrası ortaya çıkan oran tüketici fiyat endeksi olarak açıklanınca, tüketici haklı olarak “Bu benim enflasyonum, bu benim fiyat artışım değil” diyor. Bu nedenle, adına tüketici fiyat endeksi yerine TÜİK enflasyonu (Türkiye İstatistik Kurumu Enflasyonu) demek, sanırım daha uygun olacaktır.

Enflasyon oranlarının en aşağılara çekildiği, üretim ve toplum refahın arttığı, sağlıklı güzel günler temennisiyle, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.