83 milyonu enkaz altında bıraktınız!

148

Değerli Basın Mensupları, sevgili Tüketiciler

Bugün 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü. Bugün sizlere; Tüketicilerin yaşam kalitesinin yükseldiğini, Evrensel Tüketici Haklarının ülkemizde karşılık bulduğunu, hak ihlallerinin yapılmadığını, tüketicinin yeterli sağlıklı gıdaya ulaşabildiğini, barınma sorunu yaşanmadığı, depremin kader olmadığını çürük binaların yapılmadığını yoksulluk ve açlık diye bir sorun yaşamadığımızı anlatmak isterdik.

Ama nafile… her 15 martta ısrarla dile getirdiğimiz Söyleyecek tek bir sözümüz kaldı:

TÜKETİCİYİ, TÜ – KET –Tİ – NİZ!

Türkiye’de 83 Milyon vatandaşın hepsi Tüketicidir.

Ne yazık ki sadece ismi kaldı, kendisi TÜ – KEN – Dİ !

Bu yetmiyormuş gibi ENKAZ – ALTINDA- KALDI. Yok oldu

Yüzyılın en büyük felaketlerinden birini yaşadık. Deprem bir kez daha açlık ve yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veren tüketicileri vurmuştur. Yoksulluk, yolsuzluk, bilim yerine rantın öne çıkan ülkelerde depremin adı maalesef ölümdür.

Deprem kaderdir diyerek, rantı, liyakatsizliği, denetimsizliği, bilimi saf dışı bırakmayı, çürük binaları, yapılan bilimsel uyarıları dikkate almamayı aklayamazsınız.

Kaynakların ve deprem vergilerinin olası depremlerde can kayıplarımızı azaltacak, güvenli konutların, güvenli şehirlerin oluşturulmaması, deprem öncesi ve sonrası insan yaşamını merkeze oturtan çalışmalara aktarılmamasını aklayamazsınız.

Tüketiciler sağlıklı güvenilir ekonomik gıdaya ulaşım sorunu yaşamaktadır. Bu kriz her geçen gün büyümektedir. Deprem bu sorunu daha da tetiklemiştir. Merdiven altı gıda üretimleri, taklit ve tağşiş ürün satışları çoğalmış olup tüketici sağlığını ciddi tehlike altına almaktadır.

Yaşanan her türlü krizin faturasının tüketiciye ödetilmesi artık alışkanlık haline gelmiştir.

Marketler de her gün etiket değişir oldu, çarşı pazarda tezgahların yanından geçilmiyor.

Zamlar geldikçe ÖTV ve KDV artmakta olup tüketicinin tüketimden kaynaklı yükü de artmaktadır.

Gıda fiyatlarının indirilmesi, sağlıklı gıdaya ulaşımın yolu ithalattan birkaç market baskınından geçmez. İflas eden tarım politikalarının değiştirilmesinden, betonlaştırılmaya çalışılan tarım arazilerinin çiftçinin kullanımına açılarak, küstürülen çiftçinin tarlaya dönmesinin teşvik edilmesi ve üretimden geçer.

Artık, yedi ürün üreten değil, kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olmak istiyoruz. Ülkenin gıda egemenliğini ulus ötesi şirketlere teslim etmeyin.

Tüketici TÜKETEMEDEN TÜKENİYOR

Türkiye dışındaki ülkelerde bulunan tüketici örgütleri, tüketiciler için dijital çağda tüketici sorunlarına çözüm üzerine politikalar üreterek farkındalık oluşturma çalışmaları yaparken Türkiye’deki tüketici örgütü olarak bizler ise zamlar, açlık ve yoksulluk ile mücadele çağrısı yapmak zorunda kalıyoruz.

Deprem için oluşturulan toplanma alanlarına, yeşil alanlara, Fabrikaların sökülerek arazilerine

AVM’lerin, rezidansların dikildiği bir çağda yaşıyoruz.

Yaklaşan deprem nedeniyle kentsel dönüşüm projeleri rantsal dönüşüm projelerine dönüşmüştür.

Tüketicinin temsil hakkı ayaklar altındadır, tüketiciyi ilgilendiren düzenlemelere genelde güçlü olan tarafların talepleri yansırken, güçsüz olan tüketici talepleri yansımamaktadır.

Ve her yıl olduğu gibi, 2023 yılında da zamlar, yoksulluk ve açlıkla mücadele ettiğimiz için, can kaybının en aza indirilebileceği ama binlerce kayıp verdiğimiz deprem felaketi acıları nedeniyle 15 Mart Dünya Tüketici Hakları gününü KUTLAYAMIYORUZ.

VE BUGÜN, BURADAN, BİZİ YÖNETENLERDEN TALEP EDİYORUZ!

-Artık bizde 15 Martlarda dünyadaki tüketici örgütleri gibi dijital çağda tüketici sorunları konusunda farkındalık oluşturacak çalışmalar yapmak istiyoruz. Bu nedenle ülkenin gündeminden yoksulluk ve açlık sorununu çıkarın.

-Elektrik doğalgaz vb. gibi bazı hizmetlerin kamusal hizmet olarak verilmesini sağlayın.

-Alım gücü düşen maaş ve ücretleri güncelleyin.

-Tüketici yanlısı politikalar oluşturun, tüketicilerin örgütlenmesini engellemeyin, tüketicilerin temsil hakkını kullandırın.

-Şehirlerin, ormanların, koruların, dağların, ovaların, meraların, yaylaların talanına son verin. Betonlaştırmadan vazgeçin.

-Suyumuzu özgür bırakın, suyumuzu zehirlemeyin.

-Tarım arazilerine göz dikerek ranta kurban etmeyin. Küresel şirketleri, doların yeşilini değil, halkı düşünün.

-Doğanın ekolojik dengesini değiştirecek, tüketicinin sağlık ve güvenliğini tehdit edecek, sağlıklı çevrede yaşam hakkını ortadan kaldıracak, bilim adamlarının karşı çıktığı, Kanal İstanbul projesinden vaz geçin.

-Depreme karşı can kaybını asgariye indirecek, tedbirleri derhal alın, bu konuda bilimin sesine kulak verin ve meslek odaları ile iş birliğini geliştirin.

-Fay üzerinde şehirleşmenin önüne geçin.

-Tüketicinin can ve mal güvenliğini ile Güvenli konutlarda barınmasını sağlayın.

-Ayıplı bina üretenlerden tüketicinin maddi kaybının karşılanmasını sağlayın.

-Kusurları nedeniyle can ve mal kaybının artmasına neden olanlardan hukuk önünde gerekli hesap sorulsun.

-Yaşanan konut krizinin kaldırılması için yabancılara konut satışını durdurun.

Evrensel Haklarımızın Türkiye’de karşılığını bulması, zamlara, yoksulluğa, açlığa, hak ihlallerine karşı, TÜKODER olarak örgütlü gücümüz ile tüketicilerle birlikte yolumuza ve mücadelemize devam edeceğiz.

YAŞASIN TÜKETİCİNİN ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ

YAŞASIN TÜKODER

Tüketiciyi Koruma Derneği (TükoDer)