15 Mart Dünya Tüketici Hakları Gününde Sorunlar ve Beklentiler

197

Levent Küçük // Tüketiciler Derneği (TÜDER) Genel Başkanı

Bu yılki 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Gününü, ülkemizi ve tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgın hastalığının ekonomik ve sosyal hayatımıza etkileri ile karşılıyoruz. Tüketici tercih ve alışkanlıklarımızda ortaya çıkan (Biraz da zorunlu olan) değişiklikler, sağlık ve gıda harcamalarını ön plana çıkarırken, özellikle uzaktan yapılan satışlarda (İnternet veya telefonla yapılan alışverişlerde) artış meydana getirmiştir.

Önümüzdeki günlerde, başta elektronik ticaret olmak üzere, dijital hayatın daha da önem kazanarak, hayatımızın her alanına gireceği ve günlük yaşantımızı daha çok etkileyeceği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, “Hadi Gel Köyümüze Geri Dönelim” şarkı sözünde olduğu gibi, dijital yaşamdan, büyük şehir kargaşasından kaçış eğiliminde olan kişilere de rastlamak mümkündür.

15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü nedeniyle, tüketicilerimizin yaşadığı başlıca sorunları ve beklentileri sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Gıda Fiyatlarındaki Artışlar…

Başta gıda ürün fiyatları olmak üzere, üreticiden tüketiciye kadarki aşamalarda, ürün fiyatları çok fazla artış göstermekte, tüketiciler ekonomik açıdan zarar görmektedir. Tabir yerinde ise, “Başıboş bir piyasa şartları” varlığını sürdürmektedir. Mevsimsel şartlar ya da olağanüstü durumlar dışında, üretimden tüketime kadarki tüm aşamalarda piyasanın etkin denetlenmesi, üretimin ihtiyaca uygun planlanması ve üretimin teşvik edilmesi hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyacaktır.

Piyasa gözetimi ve denetimi, sadece ürün güvenliği açısından değil, üretimin takibi ile spekülatif fiyat artışlarına karşı tedbir alınması şeklinde uygulanmalıdır. Yediğimiz her bir lokma, hem güvenli bir gıda ürünü olmalı, hem de en ekonomik, en ucuz şekilde sofralarımıza ulaşmalıdır.

Tüketicilerin Tazminat Talepleri…

Tüketicilerin tazminat taleplerine ilişkin yürürlükte yasal düzenleme (6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 11/6. maddesi) bulunmasına rağmen, maalesef bugüne kadar işlerlik kazandırılamamıştır. Tazminat talepleri ve tazminat tutarının belirlenmesinde tüketici hakem heyetlerinin yetkili olup olmadığı, tüketicilerin ispat ve delil açısından yaşadığı zorluklar, tüketicilerin mahkemelere başvuru yapma ve mahkemelerde kendini savunmada yaşanan imkânsızlıklar, tüketicilerin tazminat taleplerini engelleyen başlıca nedenler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tüketici uygulamalarında tüketicilerin tazminat taleplerine mutlaka işlerlik kazandırılmalıdır. Sadece güvensiz ürünlerde değil, satın alınan ayıplı mal veya hizmetlerde de tüketicilerin tazminat taleplerine ilişkin (Özellikle satın alınan maldan yoksun kalınan fayda ve süre açısından) uygulanabilir yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Tüketicilerin tazminat taleplerini kullanabilecekleri yasal yollar genişletilerek, başvurular kolaylaştırılmalıdır. Tüketicilerin, güvensiz ürün ya da ayıplı malı ispat etme, belgeleme açısından yaşadığı zorluklar giderilerek, ispat külfeti açısından tüketicilere kolaylıklar sağlanmalıdır.

Elektrik Faturalarındaki Diğer Bedeller…

Elektrik faturalarında elektrik tüketim bedeli dışında alınan diğer bedeller, elektrik faturalarının daha da artmasına sebep olmakta, haklı olarak tüketicilerin yoğun tepkilerine neden olmaktadır. Elektrik faturaları üzerinden alınan dağıtım bedeli, TRT payı gibi diğer bedellerin tahsilinden vazgeçilerek, elektrik ve doğalgaz tüketim bedellerinin tüketicilere en ucuz şekilde ulaşması sağlanmalıdır.

Yürürlükteki “Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği” hem bireysel tüketicileri hem de şirket gibi ticaret tüzel kişiliklerini kapsamaktadır. Oldukça kapsamlı bir içeriğe sahip olan bu yönetmelik, bireysel tüketiciler açısından anlaşılması zor ve karmaşıktır. Bireysel elektrik abonesi olan, elektriği ticari amaçla kullanmayan bireysel tüketicilere yönelik yeni bir yönetmelik hazırlanarak, yönetmeliğin daha anlaşılır, daha sade ve tüketici ihtiyaçlarına uygun bir hale getirilmesi yerinde olacaktır.

Taahhütlü Abonelik Uygulamaları…

Telefon, internet, TV ve GSM aboneliği gibi sürekli ve uzun süreli alınan hizmetlerde uygulanan taahhütlü abonelik uygulamaları, tüketicilerin en çok sorun ve mağduriyet yaşadığı abonelik türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle, süresinden önce sonlandırılan aboneliklerde, cayma bedeli istenmesi, tüketici mağduriyetlerine neden olmaktadır. Milyonlarca aboneye sahip olan hizmet sağlayıcıların, taahhütlü abonelik uygulaması ile tüketicileri bağımlı hale getirmesi, rekabetin sağlanması ve tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması açısından sorunlar yaratmaktadır. Bu nedenle, taahhütlü abonelik uygulaması gözden geçirilerek, uygulamadan kaynaklanan sorunlar mutlaka giderilmelidir.

Tüketiciler tarafından, abonelik içerikleri hakkında ayrıntılı bilgi almadan, kendilerine uzatılan her sözleşme imzalanmamalıdır. Özellikle taahhütlü aboneliklerde, aboneliğin başlangıç ve bitiş süresi ile abonelikten vazgeçme (aboneliği sonlandırma) halinde ödenecek cayma bedeli mutlaka bilinmelidir.

Dolaylı Vergiler…

Ülkemizde Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi, toplam vergi gelirlerinin yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Bu oran, vergi adaletini sağlamaktan uzak olup, Anayasanın “Mali güce göre vergile” ilkesine aykırıdır. Dolaylı vergilerde vergi yükü, nihai tüketicilerin üzerinde kalmakta olup, tüketicilerin ekonomik çıkarlarını ve gelir dağılımını olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, yap işlet devret anlayışı ile yaptırılan ve geçiş garantisi verilen otoyol ve tünel geçiş ücretlerindeki yıllık artışlar, tüketici bütçesini olumsuz etkilemektedir.

Ülkemizde dolaylı vergi oranları yeniden gözden geçirilerek, başta akaryakıt üzerinden alınan dolaylı vergiler olmak üzere, tüketiciler üzerindeki vergi yükü mutlaka aşağıya çekilmelidir. Otoyol, köprü ve tünel geçiş ücretleri, daha ucuz hale getirilmelidir.

Elektronik Ticaret ve Sosyal Medya Hesapları Üzerinden Yapılan Alışverişler…

Elektronik ticaret (İnternet yoluyla yapılan satışlar) her geçen gün artış eğilimi göstermektedir. İnternet üzerinden (özellikle sosyal medya hesapları üzerinden) yapılan alışverişler, beraberinde sorunlar da getirmektedir. Bu kapsamda, internet üzerinden yapılan alışverişlerde, güvenilir kurumsal firmalar tercih edilerek, veri güvenliğine azami özen gösterilmelidir.

Yürürlükteki 6502 sayılı Yasa hükümleri gereğince, internet üzerinden yapılan alışveriş sonrası, hiçbir gerekçe göstermeksizin 14 gün içerisinde malı iade etme, değişim talep etme gibi “Cayma hakkı” bulunduğu unutulmamalıdır.

Satışa veya Kiralamaya Aracılık Eden İnternet Sitelerinin Sorumluluğu…

Ev, otomobil, giyim eşyası, sağlık ve gıda ürünü gibi değişik çok sayıda mal ve hizmetlerin satış ve kiralanmasına aracılık eden internet siteleri (Sanal AVM’ler, sanal pazarlar) satışına ya da kiralanmasına aracılık ettikleri mal ve hizmetlerle ilgili, doğrudan sorumlu olmalıdır. Bu nedenle, satışa aracılık eden internet siteleri, mal veya hizmetlerin tedarikçisi, hizmet sağlayıcısı olmasalar bile, tüketicilerin maddi zararlarının karşılanmasında, tedarikçi ya da hizmet veren ile birlikte müteselsil sorumlu olmalı, bu konuda yasal düzenleme yapılmalıdır.

Sonuç olarak;

İçinde bulunduğumuz çağın adına ne derseniz deyin, dünyada ve ülkemizde mevcut şartlar hızla değişmektedir. Bu değişimden devlet, ülke, birey ve toplum olarak her birimiz doğrudan etkileniyoruz. Günümüzde, ihtiyaçlarımızın belirlenmesinden, satın almaya ve sonrasına kadarki süreçte, her zamankinden daha bilinçli ve dikkatli olmak zorundayız. 

Ülkemizde mevcut tüketici sorunlarını, ekonomi, sağlık, eğitim, adalet ya da demokrasi alanlarında yaşanan sorunlardan ayrı değerlendirmek mümkün bulunmamaktadır. Her birinin birbiri ile bağlantılı olduğunu ve sorunların çözümünde ortak akıl, toplumsal uzlaşı ve hoşgörünün egemen olması gerektiğini biliyoruz.

Anayasanın 172. Maddesinde yer alan “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder” hükmü gereğince, tüketicilerin bilinç düzeylerinin yükseltilmesi, tüketicilerin hak arama yollarının kolaylaştırılması, tüketici örgütlerinin güçlendirilmesi ve tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması, vatandaş odaklı bir devlet anlayışının gereğidir.

Unutulmamalıdır ki, bilinçli ve güçlü tüketicilerin varlığı, piyasa denetimi ve rekabetinin sağlanması, demokrasi ve hukuk devletinin işlerliği açısından mutlaka gerekli bulunmaktadır.

15 Mart Dünya Tüketici Hakları Gününde, tüketici sorunlarının çözümüne öncelik verilmesini, tüketici örgütlerinin güçlendirilmesini ve STK’ların görüş ve önerilerinin dikkate alınmasını temenni ediyoruz. Saygı ve sevgilerimle. 11.03.2021.

https://www.haber3.com/kose-yazisi/15-mart-dunya-tuketici-haklari-gununde-sorunlar-ve-beklentiler/6002314

Önceki İçerikPatates, soğan depolarda çürürken, tüketici aç
Sonraki İçerikTüketicinin Sağlık ve Güvenliği kime emanet?