Rant to Rant

288

Şebnem Elmacı // Tüketici

Bizler halkız, vatandaşlarız, milletiz, müşteriyiz; en nihayetinde tüketiciyiz. Arz ve talebin orta oyuncuları da üreticilerdir; en önemli rol onlarındır ve zamanı gelince yaptıkları her hamle, onlara güzel sayılar kazandırır.  Firmalar sunarlar, tutulur ve biz de çok isteriz; hep isteriz ve “Zamla, zamla beni zamla” dercesine isteyip, talepte tavan oluştururuz. Fırsat bu ya, piyasası oluşturulmuş her ürün, talepçisine her yeni seride daha pahalıya mal olmaya mahkumdur.

Peki, biz tüketiciler ne yapmalıyız ya da yapmamalıyız?

Her şeyden önce, bu Ülkedeki bütün gelişmelerden evvela vatandaşın cebi etkilenir çünkü bizler devletin en kıymetli kasalarıyız. Her birimiz birer finansörüz. Bizler için yapıldığı söylenen her proje, bizlerden sağlanan kazançla finanse edilir, maaşlarınızdaki kesintilerden pekâlâ anlayabilirsiniz. Faturalara da bakabilirsiniz tabi, pazara vs…

Bunlar işin artık klişeleri, üstün körü geçiyorum. Buradaki asıl konu, hızla tüketim batağına çekilerek, bilinçsizleştirildiğimiz şu günlerde nasıl bilinç kazanacağımızdır. Süslü ambalajlar ve renkli paketler, ihtiyaç dışında hipnotize eden reklam hitapları ile yaptığımız satın alımların gerekliliğini gözden geçirebilme yetisini kazanabilmemiz gerekir. Göz boyayan indirimlerin gerçekten ‘indirim mi yoksa bindirim mi’ olduğunu ayırt edebilmek için iyi bir gözlemci olmamız gerekir.

O çılgın cumalar, o en uzun geceler, o en uzun günler aklımızı başımızdan alan indirimler, bir kaç ay önce uçuk rakama satılan ürünün bir anda çeyrek fiyatına satışa sunulması, bütün firmaların aynı zamanda dudak uçuklatan bütçelerle oluşturduğu reklamlar, hepsi size gerçekten normal mi geliyor? Bilinçsizce doldurduğunuz sepetlerle gerçekten kâr ettiğinizi mi düşüyorsunuz? Dünya markalarının, yanına yaklaşılmayan mağazalarından, komik rakamlara aldığınız ürünlerinin sorgulamasını yaptınız mı hiç? Şahsen ben bir Dünya markası olsam indirim gününe özel fason bir firma ile kendi ürünümde kullandığım malzemeyle benzerlik gösteren ucuz malzemeden yapılmış, üzerine markamı bastırdığım ürünleri ya da depomda kalmış çok geçen sezon ürünlerini ya da şikâyet aldığım ürünleri, sizlere komik rakamlara markamı da yücelterek satışını sağlarım. Hem elimde patlayan ürünler tekrar kıymetlenmiş olur hem de zarardan kâra geçişimi kutlarım. Sayenizde sayın tüketiciler, kadehleri sizin için kaldırıyoruz.

Aman sakın “Koskoca Dünya markası neden buna ihtiyaç duysun, malzeme kalitesini düşürsün ki” demeyin, çok gülerim. Orta sınıf kavramı Ülkemizde bittiğinden beri imitasyon, replika veya taklit tercihine yönelen vatandaşlar için, o markalardan birine ait bir ürünü mağazasından aldığı düşüncesi ve aynı zamanda orijinal ambalajında gelmesi üstelik o markanın amblemini taşıyor olması nasıl bir onore bilmiyor musunuz? Bence dürüst olalım, bu Dünyadaki tüketim çılgınlığı baştan aşağı herkesi birbiri ile yarışır hale getirdi. Herkes kendi içinde bunu kendine itiraf etse de, yanındakine edemeyecek kadar mahcup bu konuda. Attığınız havaların sönmesi korkusundandır. Herkes bütçesinin ve hayat şartlarının çok dışına çıktı çünkü kendi yaşamlarına karşı haddini çok aştı herkes. Açlığı, tokluğa tercih edip o herkesin bildiği ve tercih ettiği telefonu satın aldı. Dolabından taşan kıyafetlerin yokluk yasını tuttu, üstelik cebinde bir kahve parası bile yokken. Üretici doğru yemi attı, biz de yemlendik.

Pazarlama, her dönemde ve her çağda en geçerli meslek olarak kalacak, belli ki…