Tüketiciyi Güçlendirme Derneği kuruldu

100

Tüketicilerin örgütlü mücadelesine İstanbul’dan bir tuğla daha eklendi. Tüketiciyi Güçlendirme Derneği (TÜGÜDER) kuruluş onayı alarak faaliyetlerine başladı. TÜGÜDER’in kuruluşunu kamuoyuna duyuran Başkan Jale Yanılmaz, “Tüketici örgütlenmesinde ortak gaye çok net; mağdur olmama kabiliyetine sahip, hakkını, hukukunu, sorumluluğunu bilen, bunları sahiplenme şuuruna vakıf bir toplumsal gelişim sağlamak. Bu bir hayal veya temenni değil, olması gerekendir” dedi.   

Dernekler “Koruyucu Hekimlik” misyonu ile hareket etmeli

Derneklerin, koruyucu hekimlik misyonu ile hareket etmeleri gerektiğini söyleyen TÜGÜDER Başkanı Jale Yanılmaz, “Tüketicilerin mağdur olduklarında ne yapmaları, nasıl bir yol izlemeleri, nerelere başvurmaları gerektiği yönünde bilgi sahibi olmaları ne kadar önemli ise, kendilerini mağduriyetlere karşı koruyacak donanıma, tüketim bilincine, sorumluluk farkındalığına ve yaşam felsefesine sahip olmaları da çok önemli, hatta daha çözümkârdır. Bilinçlenmek bilgi sahibi olmakla başlar fakat yeterli değildir, bilginin düşünsel tüm faaliyetlerle işlenmesi ve hayata geçirilmesi gerekiyor. Bir yaşam biçimine dönüşmesi gerekiyor. Zira hayata katmadığımız bilgi atıldır ve etkisizdir. Tüketici örgütlenmesinde ortak gaye çok net; mağdur olmama kabiliyetine sahip, hakkını, hukukunu, sorumluluğunu bilen, bunları sahiplenme şuuruna vakıf bir toplumsal gelişim sağlamak. Bu bir hayal veya temenni değil, olması gerekendir. Bu bağlamda derneklerin tıpkı, bağışıklığı güçlü bir toplumu amaçlayan “Koruyucu Hekimlik” misyonu ile hareket etmeleri gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Tüketici derneklerinin faaliyetleri daha iyi bir dünya için değerli fırsatlardır

Tüketicinin, belli bir kesim veya kitle olmadığını, yaşamını idame ettirmek için tüketim eylemi yapan insanı, hayvanı, bitkisi ile toplumun tümü olduğunu dile getiren Jale Yanılmaz, “Biz tüketiciler, gün geçtikçe azalan dünya kaynaklarını en yüksek verimi sağlayacak şekilde kullanmak ve bu kaynakları geleceğe azaltarak değil, çoğaltarak taşımakla sorumluyuz. Bunun yolu, evvela ulusal düzeyde vatandaşlık, küresel düzeyde de insanlık haklarının ve sorumluluklarının şuurunda olmaktan geçiyor. Bu bağlamda sivil toplum örgütleri sorunları somut olarak tespit edip ortaya koyabilmeli; çözümlerini, bu problemlere ilişkin projelerini oluşturabilmeli; ülkenin en ücra köşesine kadar nüfuz edebilmeli; multidisipliner iş birlikleri ile çalışmalar yapabilmelidir. Bunun için ise sivil toplum kuruluşlarının aynı amaçta ahenk ile hareket etmesi, özellikle akademik çevrelerin araştırma, çalışma ve dayanışmalarıyla beslenmesi ve devletin kurumlarının da bu çalışmaları, toplumun gelişmesi adına ve daha iyi bir dünya için değerli fırsatlar olarak görüp desteklemesi gerekiyor” diye konuştu.

Tüketici hareketi büyük ivme kazandı; beklenen hamleler yapıldı, çok önemli birleşmeler oldu 

30-35 yıl önce yakılan çoban ateşleri ile başlayan tüketici hareketinin, zaman zaman âtıl, pasivize dönemler geçirse de özellikle son 3-4 yıldır büyük bir ivme alarak, mücadele sürecinin en güçlü, en donanımlı ve verimli dönemine ulaştığını söyleyen Yanılmaz, “Ülkemizde tüketici hareketi çok idealist ve fedakârca başlayıp yol aldı. Tüketici kavramının ve öneminin anlaşılması için çok değerli çalışmalar yapıldı. Kanunu çıkarıldı ve AB standartlarına ulaşılması için yenilendi. Fakat süreç içinde bin bir emekle alınan hakların, sermaye odaklı yaklaşımlarla kaybedildiğini de gördük. Halen bu kayıplar mevcut, yasal düzenlemelerle geri alınamayacak duruma geldi. Özelleştirmenin tüketiciye yansımaları lehte değil aleyhte oldu. Sürekli değişen yönetmelikler ve alınan kararlar çözümden çok yeni sorunları beraberinde getirdi. Tüketici sorunları girift hale geldi. Üstüne teknoloji ile hayatımıza giren yeni mağduriyetler eklendi. Bütün bunlar ve son yıllarda daha da artan hayat pahalılığını, gelir kaybını, yok denecek az hale gelen üretimi ve ithal bağımlılığını da düşünürsek tüketicinin yani toplumun refahta olduğunu söylemek mümkün değil. Fakat buna karşın tüketici hareketi son üç dört yılda büyük ivme kazandı; nihayet olması gereken, beklenen hamleler yapıldı ve çok önemli birleşmeler oldu. Türkiye’nin en güçlü üç federasyonu bir araya gelerek Konfederasyon çatısını oluşturdu. Bu oluşumun, tüketici meselelerinin sistemsel çözümlerinde, bilimsel, akılcı ve süreğen stratejilerin geliştirilmesinde ve sıklıkla altını çizdiğimiz “Bilinçli Tüketici”, “Bilinçli Tüketim”, “Bilinçli Toplum” kavramlarının yaşama nüfuz etmesinde çok etkin rol oynayacağına inanıyorum. Bu bağlamda yönetim olarak, bu oluşumu destekleyen bir dernek olma kararındayız” diye ifade etti.

Kadınlar ve gençler daha katılımcı olmalı, daha fazla ön saflarda yer almalı

TÜGÜDER Başkanı Jale Yanılmaz sözlerini şöyle sürdürdü: “Diğer yandan tüketici örgütlenmesinde kadınların ve gençlerin daha katılımcı olmalarının, daha fazla ön saflarda yer almalarının gerekliliğine inanıyoruz. Kadınların ve gençlerin bu yönde teşvik edilmeleri gerektiğini düşünüyoruz. İnsanlarımızın da tüketici derneklerine karşı daha sahiplenici olmalarının, yalnızca mağduriyet yaşadıklarında değil, bilinçlenmek, bilgilenmek ve edindiklerini çevrelerine yaygınlaştırmak ve hatta bilgi ve deneyimleriyle, uzmanlık alanlarıyla çalışmaların içerisinde olmak için başvurmalarının toplumsal gelişim için çok çok önemli olduğunu vurguluyoruz. Bu ülke hepimizin; el birliği, güç birliği içinde olmalıyız.

Son olarak şunu ifade etmek isterim ki; aynı zamanda Anayasal hakkımız olan dernekleşmek, örgütlenmek her ne kadar gönüllülük bağı ile yapılıyor olsa da toplumla yapılan önemli bir sözleşmedir. Toplumsal kaygıları olan, insani ve medeni gelişmenin önemine vakıf, son derece donanımlı yol arkadaşlarımla çıktığımız yolda bu sorumluluk bilinci içinde yürüyeceğiz. Vatandaşlarımızın onurlu insan yaşamının hak ettiği bütün değerleri, hakları, sorumlulukları edinmelerine katkı sunmayı, tüketicilerin güçlenmesine destek vermeyi ve bu konuda öncüler arasında yer almayı amaçlıyoruz. Hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum.”