El işçiliğine istenen fahiş fiyatlara dur denilmeli

83

Nihat Altay // Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı

Yazdığım zaman kızıyorlar, tepki gösteriyorlar. Geçen hafta bir tüketici balkona uydu kurulumu yaptırmış. Kurulum 15-20 dakika arası sürmüş. Uyduyu kurma ücreti 150 lira. Malzeme yok, ağır iş yok, risk yok. Sadece el emeği. Sormak lazım, 150 liralık ne iş yaptın? Esnaf olmanın, sanatkar olmanın, el işçiliğinin bedeli bu mu?

Geçenlerde bir çay kahvesinde garson olarak çalışan, giyimi, diksiyonu düzgün biriyle tanıştım. Kahvede yaz aylarında bahçeye masa attıklarından dolayı 70 lira yevmiyeye çalışıyormuş. Kış aylarında ise 60 lira yevmiye alıyormuş. Çalışma saatleri öğlen 11:00’dan gece saat 24:00’a kadar. Sigortasız, günde 13 saat çalışan kişinin 60 lira yevmiye aldığı bir ortamda kendini esnaf diye nitelendiren kişinin, 15 dakikalık bir çalışma için 150 lira alması gelir dağılımındaki adaletsizliğin ne boyutta olduğunu gözler önüne seriyor. Düşünsenize günde 3 tane uydu kursa 150 liradan 450 lira. Bunun tamiri, kumandası, malzeme satımını da hesaba katarsak Şafak Sezer’in dediği gibi güzel para ortaya çıkıyor. 

Sadece uydu yapan mı? Geçenlerde Erzurum Oto Sanayi’de kendi aracıma el emeği 45 dakikalık bir iş yaptırdım, 150 lira talep ettiler. Ustaya şu soruyu sordum. “Bu fiyatı neye göre belirledin? Bu fiyatı istemendeki kriterin nedir”? Verdiği cevap, “fiyatlar böyle” El emeği ile iş yapan tesisatçı, anahtarcı, boyacı, telefoncu, ev eşyası tamircilerinin hepsinden fahiş fiyat istediklerinden dolayı pek çok şikayet alıyorum. Serbest piyasa olduğu öne sürülerek bu sorunların üstü örtülemez. Tüketicilerden aldığım şikayetlerin bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

  • Aşırı keyfi fiyat istiyorlar. 
  • İş yerlerine fiyat tarifesi neden asmıyorlar? 
  • Kendilerince her müşterinin ödeme gücünü kürküne göre hesap edip ‘adamına göre’ ücret talep ediyorlar. 
  • Fatura, asla vermiyorlar. Talep ettiğiniz an yüzde 18 KDV dayatması yapıyorlar. (Güya ücret pazarlığını KDV’siz yaptıklarını söylüyor, ölümü gösterip hastalığa razı ediyorlar) 
  • Hepsi götürü usulü vergiye girmiş, gönlünden ne kadar vergi koparsa devlete o kadar vergi veriyorlar. 
  • İş garantileri yok. Sorun çıktığında kendilerine ulaşmamız mümkün değil. 
  • Malzeme garantisi vermiyor, bu konuda sorumluluk almıyorlar. 
  • Neden hiçbir konuda denetime tabii değiller. 
  • İnsan ilişkilerinde saygı, empati, ahlak kavramlarının pek anlamı yok.
  • Söz verdikleri gün ve saatte ya gelmiyorlar ya da işlerini bitiremiyorlar. 

İşlerini layıkıyla, helalinden ve merhamet duygusu içerisinde yapan işletmeler de var. Ancak her vatandaş bu işletmeleri bilemez, bulamaz.

Konu ile alakası olan Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın bazı başkanları ile görüştüm. Onlar da muzdarip olduklarını ve tamir, onarım işlemlerinin çok çeşitli olduğundan dolayı fiyat belirlemenin güç olduğunu belirtiyorlar. Peki bir ilçeden il Esnaf ve Sanatkarlar Odası’na kaydını taşımak isteyen pastane işletmecisinden 600 lira nakil ücreti, 300 lira üyelik ücreti, 60 lira da bankaya yatırılan değerli evrak ücreti alınıyor. Oda’lar fiyat belirlemeyecekse, sorunları çözmeyecekse bu ücretler neden alınıyor? Oda’ların varlığındaki sebep nedir? Hiç kusura bakmayın, gariban esnafın da hakkının savunulduğunu sanmıyorum. 

Tüketiciler el emeğine fahiş fiyat isteyen esnaftan mutlaka fatura istesin ve Ticaret İl Müdürlüklerine şikayet ederek ceza almasını sağlasın. Ayrıca Tüketici Hakem Heyetlerine müracaat edilerek fahiş talep edilen ücretler geri alınabilir.